Bilinmeyene Gitmek

Kısa bir sessizlik önce.. Sonra konuşmadan geçen bi kaç dakikalık bakışma.. Ne diyeceğini biliyorum. Aklından geçenleri tahmin etmeye başlayalı yıllar oldu. Nitekim şaşırtmadı beni. Tam aklımdan geçtiği gibi ; 

-Gidiyoruz.

Nereye demeye lüzum bile duymuyorum. Bi süre sessizce dolaşıyoruz odanın içinde. Burası çok büyük olmayan normal bi yatak odası. Toplanmamış bir yatak, büyükçe bir gardırop ve iki tane komidin duruyor öylece. Yerde toplanmamış bir valiz. Boşaltılmamış demek daha doğru. Öyle ya daha bu sabah geldik tatilden. Zaman kavramı yok oluyor birden. Sahi şu an yaşadığımız ne tam olarak?.. Mevsim yaz mıydı gerçekten?.. Öyleyse neden soğuk bastırmış gibi hissediyorum. Bu soğuk terlemem neden?.. Bilmiyorum.. Kafamda binlerce düşünce dolanıyor aynı anda. Nihayet bir cümle çıkıveriyor ağzımdan; 

-Yanımıza ne alayım? 

Neden bu soruyu sordum onu da bilmiyorum. Kendime şaşırıyorum bir an. Şu an aklımdan geçen tek şey bu mu gerçekten! Yanımıza ne alacağım!! Aman sende. Ne düşündüğümü bilmiyorum ki ne sorduğumu bileyim.. 

Sadece bakıyor bana bi süre. Cevabı o da bilmiyor aslında. Soruya şaşırmış gibi değil yüzü. Şaşırma hakkımızı çokça kullandık bugün ondan olsa gerek.

-Bilmem bi kaç kıyafet şimdilik

Kıyafet ama ne?!!  

Bakıp kalıyorum valize. Kirliler temizler birbirine karışmış. Araya bi kaç yiyecek sıkıştırmışım. Tatilde gittiğimiz yerden aldığım yeni bluzlar çarpıyor gözüme. Nerelerde giyerim diye düşünüp aldım unutuyorum o an. Boş boş bakıyorum sadece. 

Hangisini almalıyım yanıma? 

Mavi gömleğimi mi yeşil tişörtümü mü? 

Farkeder mi? 

Hayatımızın nereye gittiğini kestiremeyen ben, o an üzerime ne giyeceğimin derdine düşüyorum. Sonra kızıyorum kendime. 

“Ne önemi var hangi renk olduğunun?” 

Öyle ya nereye gittiğimizi bile bilmiyorum. Ve valizi tekrar hazır hale getirmeye başlıyorum usulca. Önce kirlileri ve işimize yaramayacakları çıkarıyorum. Kalan temizler ve evden bi kaç bişey daha alıp fermuarını çekiyorum. Normalde olsa hangi pantolonun altına hangi ayakkabıyı alacağımı düşünüp dururum. Şimdi önemsemiyorum. Aynanın önündeki kremlere takılıyor gözlerim. Gece, gündüz,güneş derken onlarca krem. Her seyahat öncesi bunlarla nasıl cebelleştiğimi hatırlıyorum. Uzun uğraşlar sonunda hazırladığım kişisel bakım çantam geliyor aklıma. Şimdi o da yok. Koymak da istemiyor canım. Önemini yitiriyor her şey bir an için. 

-Ben hazırım.

Hazır mıyım gerçekten? Yada neye hazırım? Bilmediğim bir geleceğe mi?.. Kafamdaki soru işaretlerine mi?.. 

Cevap yok… 

Aynada kendime bakıyorum. Sol kaşımın üstündeki küçük çukur gerildiğimi gösteriyor. Hep böyle olur. Gözlerim onda kalıyor bir vakit. Nice sonra omuzuma dokunan el beni yeniden gergin ortama döndürüyor. 

-Hadi.

Tek kelime ne çok şey anlatıyor. 

Önce bu odayı kapatıyorum ardıma bakarak. Sonra diğer odaları tek tek. Bir daha görmeyecekmiş gibi. Vedalaşıyorum eşyalarla. Garip bi burukluk kaplıyor içimi. Burnum sızlıyor. Gözlerim dolu dolu kilitliyorum ev kapısını. Sonra son defa dokunduğumu hissedip elimi üstünde gezdiriyorum. Açık asansör kapısından içeri girerken gözgöze gelmemeye özen gösteriyorum. Zira ağlamam an meselesi. O kısacık mesafede aklımdan binlerce düşünce geçiyor. Öyle dalmışım ki elim tutulunca irkiliyorum. Sıkıyor elimi. Ben yanındayım diyor böylece. Bende sıkıyorum. Biliyorum dercesine..

Apartman girişine gelince duruyorum. Posta kutumuza bakıyorum üstünde numaramızın yazılı olduğu. Onunla bile vedalaşasım var hani. Yapmıyorum. Bakmakla kalıyor eylemim. 

Ve çıkıyoruz apartman dışına. Bi kaç dakikadır ilk defa kendimi rahatlamış hissediyorum. Özgürlüğüne kavuşmuş mahkumlar gibi gökyüzüne kaldırıyorum başımı. Ne tuhaf! Nasıl da küçüğüm.. Derdim küçülüveriyor bir anda. Gökyüzüne bakarken konuşuyorum; 

-Hadi gidelim…

2 thoughts on “Bilinmeyene Gitmek

  • Mart 23, 2019 tarihinde, saat 04:22
    Permalink

    “Değirmen yıkılmış ama rüzgâr hâlâ esiyor.” Arka arkaya okuduğum iki yazı. Birinden kopyaladığım cümleyi diğerine yorum olarak yapıştıracağım aklıma gelmezdi. Farklı yazarlar, farklı duygular ama … Rüzgarın döndürdüğü başka değirmenler de var işte. Yeni değirmenlerin öğüttüğü unlarla yeni ekmekler pişecek.

    Yanıtla
  • Geri bildirim: Bilinmeyen Sulara Yelken Açmak – Geceze

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir