Bir Sorum Var

Bir elmanız olsa ne kadarını başkasına veririsiniz?

Gülemiyoruz içimizden gele gele… Bir şeyler tutuyor sanki (en) tebessüm yanımızı. Kütüphanede bir adam gördüm ve her şeye kalben bir gülümseme konduruyordu ve bazen de kahkahalara boğuluyordu; işte o zaman etrafındaki herkes gülüyordu. De’leri ayırma derdinde değil, kelimeleri buluşturma yurdundaydı bu adam. Ne güzel gülüyordu bir bilseniz. Bizim editör de güzel gülüyor ama gülerken az sonra size bir şey diyecek diye az tebessüm aralarını bekliyorsunuz tereddütle. O adam gülüyor arkadaşlar; yarını düşünmeden bugünü yaşayarak gülüyor. Bu gamsızlık değil, bu etrafındaki hiçbir şeyi israf etmemek bence.

Bana geldi bir şeyler söyledi. Dil soyha çok zayıf; yes dedim, no dedim adam yine de gülüyordu. Ne diyeceğim veya dediğim onun için zaten önemli değildi.
Dil noktasında bile kasılmadığımı hissettim. Adam benim dili de bir tebessümle halletti.

Bir elmanız olsa ne kadarını başkasına veririsiniz?

O adamın hiç elması yoktu ama gülüyordu. Deli değildi merak etmeyin. Oradaki herkesi güldüren ve hayatın içinde nefes aldıran deli olamaz ve bence oradaki benden sonra herkesten en akıllı kişiydi. Benden sonra dedim çünkü artık deli olmaya karar verdim bende. Birini mutlu edebilir miyim diye uzun süre düşünmeyeceğim artık; güleceğim arkadaş gönülden ve insanların en çok buna ihtiyacının olduğunu düşünerek yapacağım bunu.

Kasadaki bayan hiç gülmedi. Onun işi vardı. O adamı fark etmedi bile. Adamın elması olsa da fark etmeyecekti. Ama adamın elması yoktu zaten. Kasadaki kadına son kez baktım hala aynıydı. Adam mı? O hala gülüyordu.

Oradan ayrıldım ve beni ilk arayan arkadaşın dertlerini o kadar güzel dinledim ki az önce dinlenen ruhumun özetini sundum ona sakinliğim ile. Nasipli adammış güzel vakitte aradı.Peki şimdi size bir soru sormak istiyorum burada:

Hiç elmanız olmasa da elma vermeyi düşünür müydünüz? Bence düşünmeyin olursa yapın.

Bir şiir yazsaydım ben adam için, adını koymazdım şiirin. Boş bırakırdım, zira sözcükler hayat ile yaşamak arasındaki o ince çizgiyi ifade edemiyor bence. Kalbimizde duyuyoruz ama hani deriz ya dilimin ucuna kadar geldi diye, işte öyle kalbinin süveydasına kadar geldi ama…. işte öyle…

Bunu yazmak istedim öylece ortada kalamamalı bazı hatıralar. Bunu elmanız olunca okuyun olur mu bir de?

Ben şimdi sahile gidip bunu az daha düşüneceğim.

4 thoughts on “Bir Sorum Var

  • Nisan 15, 2019 tarihinde, saat 13:09
    Permalink

    De’leri ayırma derdinde olmayan adam güzel bir adam olmalı, ama bence derdimiz o olmasa da “de”lere dikkat etmeliyiz. 🙂
    Olan veya olmayan elmayı ikram etmek metaforunu pek anlayamadım, sezer gibi oldum sadece. Bence biraz daha açılabilirdi. Benim gibi zor anlayan okurları da düşünmek lazım.
    Yazılarınızın devamını bekliyorum Halil Bey.

    Yanıtla
  • Nisan 28, 2019 tarihinde, saat 19:34
    Permalink

    Orası de’nin yeri hocam. Diğer kelimeyi biraz sola almak lazımdı.

    Yanıtla
    • Nisan 30, 2019 tarihinde, saat 12:01
      Permalink

      Yine de, yeni yazı bekliyoruz. Haftalık, düzenli yazı.
      Türü ne olursa olsun.
      Türü olmasa da olur.

      Yanıtla
  • Nisan 30, 2019 tarihinde, saat 21:09
    Permalink

    Elma var mı yok mu?
    Verir miyim vermez miyim?
    Verirsem ne kadarını veririm?
    O an ki psikolojiye mi bağlı yoksa fıtrata mı yoksa vicdana mı?

    Aklımda deli sorular 🙂

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir