İrfan Arslan

Gün Evini- 24 / Rota Yeniden Oluşturuluyor

Okuma süresi: 4 dakika

29 Haziran, Pazartesi
Kızım hastaneye gidiyor, beni de yolda bir yere bırakacak. Bir yerde dönülecek yeri
kaçırıyor. Az sonra telefondaki navigasyon programından ses geliyor. “Rota yeniden
oluşturuluyor.” Makine. Ama insan sesiyle konuşuyor. Yolu kaç kez değiştirirsen değiştir,
öfke yok, dediğimi yapmadın ben de küstüm işte yok, kırgınlık yok. O yol olmadı ama başka
alternatifler de var. “Rota yeniden oluşturuluyor.”
İnsan plan yaparmış, kader gülermiş mi diyorlardı. Beklediğimiz gibi gelişmeyen olaylar,
dönecek yerde dönemediğimiz, sapılmayacak yerden saptığımız anlar… Keşke hemen
duruma uyum sağlayabilsek, rotayı yeniden oluşturabilsek…
“Tedbirini terk eyle takdir Huda’nındır” ne demek? Tefviz nedir, Tefvizname ne anlatır?
Şoförsüz araçlar yaygınlaşsa da yönetimi tamamen otomatik pilota versem. Rotayı tekrar
tekrar oluşturarak götürse beni gideceğim yere. Ya da öfkelenmeden, küsmeden her
savrulmada rotamı tekrar oluşturabilecek olgunluğa ulaşsam…
*
Akşam bir şey konuşuyoruz, küçük kızım beni duydu ama cevap vermedi. Sorumu veya
sözümü cevaplanmaya layık bulmadı sanırım. Ablası “yüzüne göründü attı” dedi. Biraz
düşündüm, anladım. Gençlerin dili zor. Bazı deyimler, söz öbekleri, bugün var yarın yok,
uyum sağlamak güçleşiyor bazen.


26 Temmuz, Pazar
Şehrin gürültüsünden, bunaltıcı sıcaklardan canımızı kurtaralım diye bir süreliğine köye
sığındık. Abim iyice bunalmış olmalı; her konuştuğumuzda, köye bir gitsek, köye ne zaman
gitsek deyip duruyordu zaten. Neyse dün artık daha fazla ertelemeyelim dedik, erkenden,
kahvaltı filan yapmadan yola indim. Epey bir bekledikten sonra ilçe minibüsü geldi. Bindim,
45 dakika sonra dediği yerdeyim. Benden önce gelmiş bekliyor. Yaşlı arabasının bazı
sorunları vardı, bakım yaptırmış. Epey bir hengameden sonra gaz, yedek benzin doldurup
köye doğru yola çıktık. Komşu köyde mola verdiğimiz bir gözlemeci vardı orada birer otlu
gözleme, üstüne ortaya tahinli söyleyerek kahvaltımızı yaptık. Sonra, ver elini dağlar arası.
Havası kışın soğuk, yazın serin olur bizim köyün. Eskiden kar da yağardı epey. Rahmetli
abimiz bir keresinde kıvrım kıvrım yollardan köyün sınırına gelip yolun kalanının karla
kapandığını görünce “Erkek adam köyüdür canım” demişmiş. Dilimize yapıştı kaldı. Niyetimiz
geçen yıl yaptığımız gibi küçük biraderin balkonuna konuşlanıp, yorgana bürünüp yıldız
seyretmek uyumadan önce. Ama bu hayalimizi ertelemek zorunda kaldık. Köy zaten serin
olur, bir de sıcaklık tüm yurtta birden düşmedi mi? Yine yorganın altına sığındık ama kapalı
odada, dışarda yatmaya cesaret edemedik.
Köye gelince ilk işim çantadan atlet çıkarıp tişörtün altına giymek oldu. Sonra az bir yürüyüş,
mezarlık ziyareti. Mahallenin gittikçe büyüyen yeni mezarlığında eskilere selam verdik, yeni
ölülerin nerede yattığına baktık. Kim kiminle komşu olmuş ona baktık. Bizim mahalle
mezarlığında önceden yer ayırtmak pek hoş karşılanmıyor sanırım. Genellikle yeni ölüler
sırayla, aile birlikteliğine çok fazla riayet edilmeden defnediliyor.
Bu satırları sabah namazından sonra yazıyordum. Birader, hadi kalk, yürüyüş yapacağız
dedi. Hava soğuk, 10 derece, biraz mırın kırın ettim. “Kalk, kalk, yatmaya mı geldik?” dedi bu sefer. Kına gecelerinde birbirini oyuna teşvik eden teyzelerin “Oturmaya mı geldik?” dediği gibi.
Neyse, üstüme bir hırka uydurup çıktım. Doğru ya, yatmaya gelmemiştik.
*
Döndük, şimdi akşam. Önce yine mezarlık, sonra mahalle aralarından dağlara vurduk
kendimizi. Ordan oraya ordan oraya derken, ayaklarıma kara sular indi. Ne zamandır hiç
yürüyüş de yapmıyordum. Baktım 14.000 adım diyor telefon. İyi ama bakalım yarın dışarı
çıkabilecek miyim?


27 Temmuz, Pazartesi
Çıktık. Yine yatırmadı. Dün önce doğuya sonra kuzeye yürümüştük, bugün önce batı sonra
kuzey. Yine muhteşem dağ manzaraları seyrettik, çiçekli avlularına baktık köyümüzün, dağ,
tepe, tarla, bahçe. Yine dünkü gibi ayak üstü birkaç köylümüzle laflama. Gelince kahvaltı.

28 Temmuz, Salı
Önce batı, sonra güney. Akşam telefona baktığımda 17.000 adım görünüyordu, sabah
yürüyüşünden döndüğümde 12.000’i geçmişti. Biz ilkokuldayken bugün gittiğimiz yerdeki
evlerden yürüyerek gelirdi bazı arkadaşlar. Öğretmenler geç gelenlere onları örnek
gösterirdi, onlar bile gelmiş size ne oluyor diye.
Akşam teyzemlerin hayır yemeği vardı. Keşkek, aşure, koruk turşusu… Bütün köy değil,
mahalleden bazı evler çağrılmış, yine de on masa filan vardı sanırım. Kalkanların yerine
oturanlar da oldu. Teyzeoğlu bunu gelenekselleştiriyor sanırım, geçen sene de çağırmıştı.
Bazı köylülerle, akrabalarla konuştuk, günbatımı manzarası seyrettik tepenin başından.
*
Geçen gün mezarlıktan dönerken yere sabitlenmiş sandalyeler gördüm. Yol boyu, üç dört
sandalye, belli aralıklarla yerleştirilmiş, bekleme salonlara konulan, betona sabitlenen
sandalyelerden. “Bir kurum mu koymuş? Ne işe yarıyor acaba? Bir şey gözlemlemek içinse,
ne gözlemleyecekler?” Kafamda birçok soru. Yolda yaşlı bir teyze ısrarla eve çağırdı. Ona
sorduk. Köyün en yaşlı teyzelerinden biri var o civarda, onun kızı getirmiş sandalyeleri,
kardeşine söylemiş, o şekilde ayaklarına beton dökerek sabitlemişler. Annesinin gittiği
yerlere koymuşlar sandalyeleri, yürürken yorulunca biraz oturup soluklansın diye. Çok güzel
bir hareket. Daha önce rahmetli amcamın da yol boyu koyduğu birkaç sandalyeyi görmüştüm
ama onlar sabit değildi. Rüzgar atar, biri oyun olsun diye alır, yakar, bu öyle değil, özel bir
emek gerekir devirmek için, ne rüzgar bir şey yapabilir ne yağmur. Helal olsun. Küçük bir şey
gibi ama büyük bir emek, güzel bir düşünce.


29 Temmuz, Çarşamba
Sabahları eskisi kadar kuş sesi yok bu aralar. Bayramda neydi o? Bütün vadiyi kaplayan bir
uğultu halinde geliyordu cıvıltıları. Kaya bülbülü, söğüt bülbülü, bülbül. Bugün sabah
rüzgarlıydı. Sesinden teşhis edemediğim bir kuş var, o ötüyor. Sağdan soldan birkaç
sincabın sesi geliyor. Sonda az arka tarafta, cevizlerin birinde alakarga yavruları var.
Şehirdeki okumalarıma devam ediyorum kısmen, aynı kitaplardan burada da var. Bir de bu
evin kitaplığına bakınca kendiliğinden gelişen okumalar. Haliyle.
Kafamda bir düşünceyle geliyorum köye, şunu yaparım, bu dosyaya çalışırım. Sonra
olmuyor, karşıma bir şeyler çıkıyor, rota yeniden oluşturuluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha *