Sözlük Okumaları 2: Elif Okuduk Ötürü

Okuma süresi: 4 dakika

Bizim öğrenciliğimizde edebiyat ve tarih bölümünde okuyanlar daha birinci sınıfta birer “Kamus-ı Türki” edinirlerdi. Belki hâlâ öyledir. İlk o zaman rastlamıştım böyle bir bilgiye ve bana çok ilginç gelmişti. Daha sözlüğün başında “elif” maddesinde şöyle bir cümle vardı: “En eski şekli bir öküz başı resminden ibaret olmağla umum elsine-i Samiyede müşterek olan ismi de buna delalet eder.”

Yani? Yanisi, demek ki (1) elif harfinin şekli eskiden öküz başı şeklindeymiş, (2) adı öküzle ilgiliymiş, (3) bütün Sami dillerinde benzer adlarla anılıyormuş bu harf.

O zaman sanırım ortaokulda ansiklopedi karıştırırken karşıma çıkan bir görseli hatırladım. Her harf bir madde olarak yer alırdı okul kitaplığındaki “Meydan Larousse”ta. A maddesiyle ilgili görselde birçok farklı stilde yazılmış “a”lar vardı. “Elif” varyantları ve o bahsi geçen öküz başı şeklindeki harf de vardı sanırım orada.

Daha fazlasını yıllar sonra Sevan Nişanyan imzalı ilginç bir kitaptan öğrenecektim. Elif’le öküzün bağlantısını kitabın adına taşımıştı Nişanyan. “Elif’in Öküzü ya da Sürprizler Kitabı” Birbiriyle hiç ilgisi yokmuş gibi duran sözcüklerin izine düşüp aslında aynı kökten geldiğini söyleyerek şaşırtan, güldüren, gözleri fal taşı gibi açtıran bir kitaptı bu. Sonradan benzer birkaç kitap daha çıktı, ilginç bir konu çünkü.

İşte orada elifin aslında öküz demek olduğu izah ediliyordu. Bir yandan kitabı okuyorum bir yandan zihnimde ilkokul kitaplarından bir şiir.

“Yediyordu Elif kağnısını, kara geceden geceden…” Hani Kocabaş adlı öküzü ölünce onun yerine boyunduruğa kendi giriyor ya Elif, o şiir. Böyle milli gün ve haftalarda okunan şiirler olurdu kitaplarda. Çoğu çok kuru, kötü metinler olurdu. Arada hoşuma giden tek tük Atatürk vb. konulu şiirlerin gerçekten iyi şairlerin kaleminden çıktığını sonradan fark ettim. Bu da bir Dağlarca şiiri. Yanlış hatırlamıyorsam Otuz Beş Yaş Şiirinin birinci olduğu yarışmada üçüncülüğü almış bu şiir.

Neyse, bu başka konu. Ben elife dönmek istiyorum.

Aslında bugün kullanılan sesçil alfabelerin hemen hepsi tek bir alfabeden evrimleşmiş. Fenike alfabesinden. Kenanlılar da deniyor bu topluluğa, Akdeniz’in doğusunda oldukça eski zamanlarda yaşamışlar. Ve insanlık tarihinin en önemli icadı onların elinden çıkmış. Ses esaslı yazının bulunması. Önceden doğrudan resimle ya da resimlerden dönüşmüş sembollerle kavramların, adların karşılandığı yazılar kullanılırken bazı sembollerle sesleri karşılamayı akıl etmişler. İşte insan aklının en büyük mucizesi bu olmalı. Birçok karmaşık sembol yerine, yirmi beş otuz civarında işaretle yazabilir olmuşuz böylece. Bu şüphesiz ya ilhamla ya vahiyle Allah’ın bir lütfu.

Aynı semboller bir yandan İbrani, Süryani, Nabati, derken Arap alfabesine evrilmiş; diğer yandan Yunan, oradan Latin, çok daha sonra Kril alfabesine. Arada elbette Yunan alfabesinden Ermeni, Gürcü alfabeleri vs…

Bu konuyu açtığım zaman pek inanamayanlar da oluyor. Ne alakası var diyor alfa ile elif hiç benzemiyor ki? Birkaç ara form çizerek ikna ediyorum. Uzaktan biraz zor elbette. Sanırım eski forma en yakın bugün latin alfabesinde kullandığımız “A” ve “a” dikkat edin, büyük a’yı ters çevirseniz öküzü daha rahat görebilirsiniz, küçük a ise boynuzuyla profilden öküzdür aslında. Alfa iki boynuzu ve yuvarlak kafasıyla yan dönmüş öküz. En çok elif deforme olmuş haklısınız. Yine de mesela sülüs veya divani elifte tepede bir zülüf görürsünüz, oradan bakarsanız bir ucu fazlaca uzatılmış bir alfa olduğu sezilebilir.

Bir şey daha, aslında harflerin sırası da o ilk alfabeden geliyor, yalnız Arap alfabesinde harflerin sırası Emevi döneminde yazı tekrar şekillendirilirken değiştirilmiş. Birbirine benzer harfleri bir araya toplamışlar. Elifbanın kadim sırası “ebced” sırası. Evet, ebced. Adı üstünde a, b, c, d. Elif, be, cim, dal. Alfa, beta, gama, delta.

Ebced bizde daha çok harflerin sayı değerleriyle kullanılan bir hesap sistemi olarak biliniyor. Bu hesap benzer şekilde başka alfabelerde de kullanılıyor. Ebced dediğimizde bir anlamı olmayan ama harflerin sırasını anlatan bazı kelimeler geliyor aklımıza. Bu kelimelerden son ikisi Arapçaya has sesleri vermek için sonradan ilave edilmiş harflerden oluşuyor, kalanı kadim, ata alfabenin harfleri.

Merak edenler için bir iki harfin hangi sözcüklerin ilk harfi veya hangi şeklin resmi olduğunu da söyleyelim. Beta, beyt, ev yani. Cim, cemel, deve. Arap alfabesindeki cim iyi bir deve resmi değil mi sizce de, gama da biraz dikkatli baksanız devedir. Bazı yerlerde “g” bumerang demişler ama bana tuhaf geldi. Bumerang başka coğrafyanın ürünü çünkü.

*

Peki elif ne zaman kız adı olarak kullanılmaya başlandı? Oldukça eski olmalı. Karacaoğlan’ın meşhur şiirini biliyoruz. “İncecikten bir kar yağar / Tozar Elif, Elif diye…”

Elif, ülfet kökünden, alışan, alışkın olan vs… Yani aslında alef sadece öküz değil de, belki daha genel… “Evcilleşmiş”, “ehlileşmiş” diğer hayvanları da kapsıyor olmalı. Elif de ülfet edilen, dost, arkadaş anlamlarına gelebilecek bir sözcük.

Elifin divan edebiyatındaki kullanımı da uzun bir bahis ama malumu ilam olacağı için fazla girmeyeceğim. Bir kere sayı değeri bir, sonra dümdüz… Sevgili ve tasavvufi anlamda yine Sevgili.

Bir de elif deyince Yunus’un dizelerini anmadan geçmek istemem.

“Elif okuduk ötürü / Pazar eyledik götürü”

Ötür ötre, orada sorun yok. Bu dizeyi bazı yerlerde elif ötreyle okununca “o” olur, “Hu” gibi Allah için kullanılmış diye açıklıyorlar. Bu açıklama bana bir parça sorunlu gibi geldi. “O” öyle elifin üstüne ötre koyarak yazılmaz ki, bu ancak elifba bilen ama Türkçenin Arap elifbasıyla yazılışından bihaber birinin açıklaması olabilir. “O” yazmak için elifin yanına bir de vav yazmak şarttır. Yunus devrinde buna bir de lam eklemek gerekirdi üstelik.

Ben şöyle düşünüyorum. Ötürü yani ötreyi elif okumak, eğri büğrü şeyi düz görmek, hataları görmemek demektir. Yaradandan ötürü yaradılanı hoş görmek de öyle değil mi?

Şimdi aklıma başka şeyler de geliyor ama söylersem az önce kınadığım yorum gibi aşırı yoruma girecek bu söylediğim. Bir görüş olarak değil, bir güzel yakıştırma olabilir mi diye söyleyeyim yine de; acaba ötre derken alfa işaretini mi kastediyordu Yunus. Onlar alfa diyor, biz elif diyoruz, aslında aynı şey gibi… Tamam tamam, gereği yok böyle abartmanın. Neyse. Söylemedim sayın.

(Harfler ve karşılıklarıyla ilgili bir görsel. Başka türlü açıklayanlar da var.)

(Harflerin yayılışı.)

2 thoughts on “<strong>Sözlük Okumaları 2: Elif Okuduk Ötürü</strong>

  • Ocak 30, 2023 tarihinde, saat 12:54
    Permalink

    Güzel bir yazı, elinize sağlık.
    Vaktiyle bir akademisyen arkadaşın tavsiyesiyle Barry Sanders’ın “Öküzün A’sı”nı okumuştum. Daha isminş duyunca garip gelmişti bana. Konu yine bu minvaldeydi.
    Alak Suresi’nde “Kalemle yazmayı öğrettik” ayeti, dediğiniz gibi alfabenin de öğretildiğini söylüyor. Bir de Antonio Banderas’ın “13. Savaşı” filminde diye hatırlıyorum, gemidekilerden biri, kahramana soruyordu: “Seslerin resmini çizebilir misin?” diye, o da kumun üstüne galiba kelime i şehadet yazıyordu.

    Yanıtla
  • Şubat 8, 2023 tarihinde, saat 14:33
    Permalink

    Teşekkür ederim katkınız için. Mesela kalem sözcüğünün macerası da ilginç. Yunancadan Arapçaya oradan Türkçeye geçmiş. Kamış demekmiş eski Yunanda. Ney de kamış demek.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit exceeded. Please complete the captcha once again.