Suyun Başını Tutmak

Okuma süresi: 2 dakika

Denizlerden, göllerden ve ırmaklardan uzak bir yer düşünelim, bir dağ köyünü mesela. Su, vadilerin arasındaki derelerde toplanmış. Dağların doruklarında, platoların düzlüklerinde, yaylaların bellerinde çok az. Suya ulaşmak için kuyular açılmış. Fazla ağaç yetişmiyor, yetişenler de fazla gelişmiyor.

Şimdi de her karışından su fışkıran sulak bir coğrafyayı hayal edelim. Ağaçlar suyun içinden fışkırıyor adeta ve bulutlara değmek için yarışıyor. Çok fazla ve pek görkemliler.

Gelin bir de fırtına çıktığında ağaçlara olacakları hesaplayalım. Dağ köyündeki ağaçlar fırtınayı en az hasarla atlatacaktır. Bir tepenin başında tek başlarına olmalarına, rüzgârla göğüs göğüse çarpışmalarına rağmen en fazla yaprakları kopacak yahut ince dalları kırılacaktır.

Suyun bol olduğu yerde ise ilk devrilenler o görkemli ağaçlar olacaktır. Kalabalık olmalarına, önlerinde başka ağaçlardan bir duvar olmasına rağmen en çok hasarı onlar görecektir. Toprakta derin bir oyuk bırakarak kökleriyle birlikte yere serilivereceklerdir.

Bu neden böyle olur?

Sudan uzak yetişen ağaçların kökü çok sağlamdır çünkü. Onların en az gövde ve dalları kadar da kökleri vardır yerin altında. Suya ulaşma çabaları vasıtasıyla onlar büyümüş ve güçlenmiştir. O ipeksi kökleri toprağı yara yara derinlerde su aramıştır. Bu arayış ağaçların yerini sağlamlaştırmış, köklerini zenginleştirmiştir. Yere bu kadar sağlam tutununca beribenzer fırtınalar yerinden sökemez onları. Bu yüzden sudan uzak yerlerde kökleriyle birlikte devrilmiş ağaç görmek zordur. Oralarda ağaçların sökülmesi sık görülen bir durum değildir. Kesilebilir, yakılabilir ama sökülemez ağaçlar. Dalları kırılır, gövdesi yarılır, beli kopar ama genellikle kökleri sökülmez onların. Yeryüzünün en yaşlı ağaçlarının çoğunun su kaynaklarına uzak olmasında bunun da payı olmalıdır.

Su kenarında büyüyen ağaçlarınsa kökleri kısa ve sığdır. Büyüseler de yatay olarak büyür, derinleşmezler, köklerini derinlere salarak suyu aramaya gerek duymazlar. Su ayaklarına gelir onların, suyu hazır bulurlar. Böyle olunca bütün enerjilerini dışa doğru büyümeye harcayıp serpilirler. Ancak suyun başını tutup tek yönlü büyümenin faturasını ağır öderler. Bir fırtınada devrilip giderler. Zor şartlara dayanıksız olurlar.

Tabiattaki bu basit kural hemen hemen insanlar için de geçerlidir. Bir hedefe giderken yolumuza çıkan engeller, dezavantaj gibi görünen durumlar hem yeteneklerimizi geliştirir hem yerimizi sağlamlaştırır. Bir şeye çaba harcayarak, zorlanarak ulaşan kişilerle hazıra konan, zahmetsizce ona sahip olanların durumu bir olmaz.

Hep suyun başını tutanlar ve oradan hiç ayrılmayanlar, bir tehlike anında gemiyi ilk terk edenler olur genelde, ilk devrilenler. Köklerini dikey değil, yatay büyütmüşlerdir çünkü, mukavemet edemezler.  

One thought on “<strong>Suyun Başını Tutmak</strong>

  • Ocak 26, 2023 tarihinde, saat 10:10
    Permalink

    Yüce Allah her daim istikamet üzere sabit kadem eylesin suya uzak ve muhtaç biz garip ağaçları

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit exceeded. Please complete the captcha once again.