Mesafe Ayarı

Okuma süresi: 2 dakika

‘Kardeş bitkiler’ diye bir tarım yöntemi var. Adı yeni konulmuş ama çok eski zamanlardan beri uygulanıyor. Buna göre bazı bitkiler biribirlerinin büyüyüp gelişmesine katkı sağlarken bazıları birbirlerine zarar veriyor. Örneğin fasulyenin yanına soğan ve pancar, havucun yanına dereotu, lahananın yanına çilek ekilmiyor veya dikilmiyor. Maydanozla domates, kabakla salatalık, ıspanakla bakla ise komşu yapılabiliyor.

Hangi bitkilerin hangileriyle ekilip dikileceğini belirleyen şey bitkilerin değeri, kalitesi veya lezzetiyle ilgili değil; neye ne kadar ihtiyaç duydukları ve nelerden korunmaları gerektiğiyle ilgili.

Tarım yapılırken bu yönteme dikkat edildiğinde doğanın dengesini korumasına yardımcı olunuyor. Böylece biyoçeşitlilik ve verim artıyor, toprağın organik yapısı korunuyor, zararlılarla doğal yollarla mücadele ediliyor.

Kardeş bitkilerin en meşhurları kabak, mısır ve fasulyedir. Kızılderililerin geleneksel tarımının ve mutfağının temelini oluşturan bu bitkilere üç kız kardeş deniliyor. Bunlar birbirlerinin beslenmesine, korunmasına ve gelişmesine katkı sağlarlar. Fasulye azot sağlayarak toprağın gübrelenmesine ve mısıra tutunarak onun şiddetli rüzgârlardan az hasarla çıkmasına vesile olur. Kabak geniş yapraklarını toprağa yayarak hem yabani otların gelişmesine hem de toprağın nemini kaybetmesine mani olur. Mısırsa fasulye sürgünlerinin sarılıp boy atabileceği doğal bir sırık gibidir.

Doğanın taklit edilmesine biyomimikri deniliyor. Doğa daha çok yusufçuk böceğine benzer helikopter, yalıçapkını kuşunun gagasına benzer tren, pıtrağa benzer cırt cırt üretmek gibi teknolojik gelişmeler için bir ilham vasıtası olarak kabul edilir. Ancak doğanın insanların sosyal yaşamı için de esin kaynağı olmasına engel yoktur.

Sonunda hepimiz aynı evrenin kurallarına tabiyiz. Yanımızda durandan etkilenir ve onu etkileriz. Kimi yakınlıklar verimimizi düşürür kimileriyse coşturur. Bazıları bizi tehlikeye atar bazıları korumaya alır. Belki de yaşamak denilen şey, mesafeyi belirlemekle ilgilidir. Neye ne kadar yakın, neden ne kadar uzak…

Doğanın taklit edilmesine biyomimikri deniliyor. Doğa daha çok yusufçuk böceğine benzer helikopter, yalıçapkını kuşunun gagasına benzer tren, pıtrağa benzer cırt cırt üretmek gibi teknolojik gelişmeler için bir ilham vasıtası olarak kabul edilir. Ancak doğanın insanların sosyal yaşamı için de esin kaynağı olmasına engel yoktur. Sonunda hepimiz aynı evrenin kurallarına tabiyiz. Yanımızda durandan etkilenir ve onu etkileriz. Kimi yakınlıklar verimimizi düşürür kimileriyse coşturur. Bazıları bizi tehlikeye atar bazıları korumaya alır. Belki de yaşamak denilen şey, mesafeyi belirlemekle ilgilidir. Neye ne kadar yakın, neden ne kadar uzak…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir