Bir Vicdan Muhasebesi: Hapishane Müdürü (The Warden)

Okuma süresi: 3 dakika

Korona salgınından en fazla etkilenen sektörlerden biri de hiç kuşkusuz sinema ve dizi sektörü. Pek çok dizi ve filmin çekimleri aksarken tamamlanmış filmlerin gösterimleri de kısıtlamalar yüzünden ertelenmeye devam ediyor.

2021 Oscar Töreninin bile şubattan mayısa ertelenmesinin temel nedeni sinema salonlarında gösterilecek yeni filmlerin çekim ve gösterimlerinde yaşanan bu gecikme ve aksaklıklar.

Sektörde yaşanan bu olağanüstü zamanlarda haliyle izleyecek yeni filmler bulmak da zorlaşmaya başladı. O yüzden 2019 yapımı filmler şu sıralarda daha bir revaçta…

İki Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi’nin İran Sinemasına getirdiği dinamizmden sonra İran Sineması meraklıları için güzel bir film Hapishane Müdürü.

Filmin hem yönetmenliğini hem de senaristliğini yapan Nima Javidi’nin ikinci uzun metrajlı filmi olan Hapishane Müdürü, bu yıl İran’ın en iyi filmi seçilmiş. Aynı filmin geçtiğimiz kasım ayında İstanbul’da düzenlenen Suç ve Ceza Film Festivalinde de Jüri Özel Ödülü aldığını da hatırlatalım.

1968 İran’ında geçen hikâyede havaalanının genişletme çalışmaları sebebiyle taşınmak zorunda kalan bir hapishanede yaşanan firar girişimi konu alınmış.

Filmin daha açılış sahnesinde gösterilen darağacı, hapishanede yaşanacaklar hakkında baştan seyirciyi ürpertmeye yetse de aynı darağacının daha sonra bir umuda dönüşmesi filmin çarpıcı noktalarından biri haline geliyor.

Dıştan oldukça soğukkanlı, otoriter ve sert görünen ama kendisiyle başbaşa kaldığında tüm insani zaaf ve noksanlıklarına seyircinin doğrudan tanık olduğu hapishane müdürü Albay Cahid (Navid Muhammedzade) hapishanenin tüm taşınma hazırlıklarını kontrol etmiş ve mahkumlar sayılarak otobüslere bindirilip yeni yerlerine nakledilmeye başlanmıştır.

Akşam olup sayımlar kontrol edildiğinde bir idam mahkûmunun eksik olduğu anlaşılınca Albay Cahid hapishanenin tüm gardiyanlarını toplayıp sorgular. Çıkan sonuç şaşırtıcıdır, nasıl olmuşsa bir mahkûm tüm tedbirleri atlatıp nakil otobüsüne binmemiş ve halen hapishanenin bir yerinde saklanmaktadır.

Dışarıda bir an önce hapishaneyi yıkıp havaalanını genişletme emrini alan müteahhit ve inşaat ekibi beklerken içeride de komutanlarının baskısı Albay Cahid’i oldukça zor duruma sokmuştur. Yıllardır beklediği general olma umudu işlerin aksamadan bitirilmesine bağlıyken kayıp bir mahkûm her şeyi zora sokmuştur.

Mahkûmu tanıyan sosyal yardım görevlisi Bayan Kerimi (Perinaz Izadyar) yardım ve danışmanlık almak için hapishaneye çağrılır. Otoriter müdüre yol gösteren ve içten içe aslında kayıp mahkûmun suçsuz olduğunu anlatarak Albay’ı ikna etmeye çalışan Bayan Kerimi ‘nin zamanla bu firarda payı olduğu anlaşılınca işler daha farklı bir şekil almaya başlar.

Hapishanede başlayan amansız insan avı devam ederken saklanan mahkûmun suçsuz olma ihtimali Albay Cahid’i de vicdan muhasebesi yapmaya zorlamaktadır. Önceleri “Benim için adalet firariyi bulup hücreye tıkmaktır.” derken ortaya çıkan şahitlerin anlatımı ve Bayan Kerimi’nin yönlendirmeleri onu ciddi bir ikileme sokar.

Albayın vicdan, adalet ve gelecek endişesi arasındaki çelişkili durumu devam ederken mahkûmu bulmak için yapılan onca çaba da bir türlü sonuç vermemektedir.

Loş, ıslak, kasvetli ve neredeyse yıkılmak üzere olan hapishanedeki arama çabaları adeta seyirciyi mekânsal açıdan bir cendereye alırken mahkûmun bir türlü bulunamaması da seyircideki merak ve gerilimi hiç azalmadan diri tutmaya devam eder.

Sonunda pes edip hapishaneyi içindeki kayıp mahkûmla birlikte yıkılması için müteaahhitlere teslim eden Albay, bir kamyona yüklenip başka canlar almak için götürülen darağacına bakarken birden aklına darağacının altındaki bölmeyi kontrol etmediği gelir.

Eğer mahkûm oradaysa vicdanında artık suçsuz olduğuna ikna olduğu mahkûmun gitmesine izin mi vermeli yoksa sonu idam bile olsa bir masumu adalete mi teslim etmelidir?

Film boyunca nerede olduğunu ve nereye saklandığını öğrenemediğimiz mahkûm Kızılderili Ali’yi seyirci neredeyse hiç görmez. Kendini ayakkabı boyasıyla siyaha boyayıp kayıplara karışan Ali’yi film boyunca sadece bir kere, uzaktan bir siluet halinde görürüz. Sanki yokluğuyla var olmuş biridir o. Onu görmesek de hep düşünür ve merak ederiz.

Adaletin çarpık işleyişine sağlam göndermelerde bulunan Hapishane Müdürü, vicdanı ön plana çıkararak adaletin önüne koyan bir yapım.

Müdürün odasında duvarda asılı olan Şah Rıza Pehlevi’nin siyah beyaz, tozlu ve duvarda yamuk duran portresi de dönemin adaletsizliğinin arkasında kimin durduğunun da bir mesajı gibidir.

Film için özel inşa edilen hapishane ise sanki o dönem İran’ını temsil eder tarzda sunulur seyirciye. Kasvetli ve karanlık koridorlar, ıslak ve loş hücreler, kendi kendine kilitlenen bozuk hücre kapıları… Yıkılması gerekli köhne bir yapı olan hapishane, içinde adaletsizliğin kol gezdiği bir mekân olarak çıkar karşımıza.

Gardiyanları sorgulayan Albay’ın temiz ve akıcı Farsçasının yanında her biri farklı yerlerden gelen gardiyanların aksanları ise hemen fark edilir. Onlar ne söylerse söylesin son sözü müdürün söylemesi de dönemin yönetimine yapılan sağlam eleştirilerden biri olsa gerek.

Gerilimi sürekli tetikte tutması, seyirciyi merakla olayların akışına çekmesi ve yaşadığı vicdan muhasebesini de yapmacıksız bir şekilde işlemesi açısından Hapishane Müdürü son dönem İran Sinemasının güzel örneklerinden. Eğer İran Sinemasına ilginiz var veya meraklıysanız Hapishane Müdürü güzel bir seçim.

Filmin fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz:

2 thoughts on “Bir Vicdan Muhasebesi: Hapishane Müdürü (The Warden)

  • Haziran 23, 2020 tarihinde, saat 02:49
    Permalink

    Sitedeki yazıyı okuyup merakla filmi bulup izledim. Gerçekten de beğendiğim bir film oldu. Fatih Bey’in tanıtım yazısı gayet güzel ama yazmadığı pek çok etkileyici bölüm de var filmde. Örneğin darağacı inşa etmeye zorlanan mahkumun savunması, Kızılderili Ali’nin ardında bıraktığı kurbağa, karısı ve çocukları, hücrede kilitli kalan müdürün o anki hisleri vb.
    Bence anlattığı detayların yanında bunlara da değinseymiş daha güzel bir yazı olabilirmiş. Yine de bizleri güzel filmlerle buluşturduğu için teşekkürler.

    Yanıtla
  • Ağustos 17, 2020 tarihinde, saat 14:27
    Permalink

    merhaba bu filmin 36. dakkasındaki şarkının adını biliyor musunuz ?

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit exceeded. Please complete the captcha once again.