Nihan`sın Dîdeden
Bir.
Kadın üniversite tahsili görmüş, dört yıl edebiyat okumuş, ne divanlar okumuş, ne gazellerde savrulmuş titremiş, kasideler dili olmuş, rubâîler gönlünden kıskanmış aklını, bir lisede edebiyat muallimi ama eskisi gibi uçarak gitmiyor derslere, vampirlerin aşkından, orta dünyalardan, gelemeyen kışlar ülkesinden, tahttaki kanlı oyunlardan bıkmış usanmış Nihan, hocam bu kitaplar çok maceralı ama öyle demeyin, grinin tonlarında zevkten zevke dalıp çıkan yeni gençlik dinler mi, kim dinler hüsn ü aşk’ı, nâbî cart cart kaside okur öğrenci kafayı çeker, kim okur Engin babası zengin ile Süheylâ’nın aşkını, ah o aşk ki, neyse, konuşturmayın beni, dertliyim, zaten herkesin bir popi’si var, sen çok yaşa popiler kültür,
İki çocuk var dâmeninde, sabah onları uyandırıyor, kahvaltı üst baş derken zor atıyor kendini okula, öğrenciler uykudan zor uyanmış, pörtlek gözlerle, şaşkın bakışlarla beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı, bu fuzûlî işler bu fuzûlî şiirler, incelik, ah kimsenin vakti yok ki durup ince şeyleri anlamaya, bunların ince işi çok kaba, sadelik, edebîlik, edeplilik falan, unutulmuş birer birer, evet falan, tam da falan, aynen, bir de bu çıktı AYNEN, bir o yana bir bu yana koşuyor, öğretmenler odası tam bir kumkuma, araba fiyatları uçmuş, sıfır almak daha mantıklıymış, temiz temiz bin, sonra sat yine zarar etmezsin, araba kazanç getiriyormuş, arsa kapatmak lazımmış, eskiden buralar hep tarlaydı hocam sen bilmezsin, ah kafam, o zaman çevirmedik şöyle birkaç dönüm arsa, çor çorak demeyecektik, aslında ufak bir büro tutup öğrenci koçluğu da yapılabilir, çok para var o işte, millet salak oğlunu oturtuyor koçun önüne, tosla babam tosla, keh keh keh, hoh hoh hoh, hep bir yerlere yetişme telâşıyla bitecek ömür, bundan korkuyor en çok da, Tekin’e çorap alınacak ama öyle ucuz mucuz giymem ben, o kadar para kazanıyoruz itibarımız var kızım, en pahalısından, iyi ya çık sen al ben bilmiyorum öyle pahalılardan, hem Neriman ablanın tuhafiyede de çorap var, çoraplarının nesi varmış, tuhaf yani, Ondan korkuyor en çok, bu telâşla nasıl geçecek ömür diyor ama anlamıyor Tekin!
İki.
Dışı parlak hoş, dersler birbirinin tekrarı, öğrencilerde takat yok Tekin, anlıyor musun, Barış Manço’nun şarkısı vardı hani, rahmetli, güzel adamdı değil mi Tekin, ne çok dinlerdik ilk yıllarımızda, ilk yıllarımız, hatırlar mısın Tekin, öyle mi, o kadar eskidik mi Tekin, nasıl hatırlamazsın, o hani o, hani o, neyse zaten içimiz kan revan, dışımız süs püs Tekin, söylesene ne zaman bitecek bu zulüm Tekin, hani bırakıp giderken seni, beni, neyse, pazartesi, gün günü iteliyor Tekin, yerimden kıpırdayasım yok, dışarısı nasıl acaba, içim üşüyor, yorgan dünya örtüsü, hatırlar mısın diyeceğim ama hatırlamayacaksın, hatırlama zaten, hatırladığın hâlde öyle höt höt tavırların devam edecekse hatırlama Tekin, nereye kadar, kariyer kimi mutlu eder ki, beni etmeyeceği âşikâr değil mi Tekin, hani insanlar mutlu olduğu için sevinçli olurdu, yok sevinçli olduğu için mi mutlu olurdu ne, eğer insan en yakını ile barış içinde değilse asla gerçek barışa kavuşamaz Tekin, gerçek barış kim Tekin, asıl yurdunu özlemiyor musun Tekin,
Karar anı, kader anı, coğrafya kader midir, coğrafya keder midir, öğretmenler grup oldu diyorum, kimse kimseye selâm vermeyecek diyorum, ne ferahı, ne refah düzeyi, ne alım gücü, ne herkesin altında artık bir araba, herkesin kutu gibi bir evi var, kutu kutu paralar Tekin, hangisi, bir hafta dediler, kariyer mi ev mi, evde kariyer, kariyerde ev kazası, kulluk, kuyruk, Battal Pelit, tahavvül, tebeddül, imkân, mümkün, ağla gözlerim ağla, yine zevrak-ı derûnum kırılıpdır, o kadar tahsil, divanlar, kim kimden ayrı, dayanır mı şişedir bu, hani, terk et demişlerdi, bu kaçıncı gömlek çıkardıkları, bu kaçıncı yalan, bu kaçıncı, nâm ü şân, itibar, hepsi senin olsun, yoruldum artık,
Sazın gibi al sinene, vur kalbimi inlet…
Üç.
Kız beş yaşında adı Sühan, erkek yedi yaşında adı Galib, anne Nihan, baba Tekin! Ah nasıl bir akılla koyduk biz o isimleri çocuklara, şiirle büyüsünler, sözün sultanı olsunlar, sultanlara sözleriyle taç giydirsinler, aşk ile büyüsünler, aşkı büyütsünler diye miydi, yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim! Senin onlar için öngördüğün mutlu yarınlar, büyük gelecek, benim kâbusum oldu, olamaz, olmamalı, Galib ve Sühan temiz kalmalı, Galib İnşaat, Sühan Butik… Bir psikolog önerdiler, adam işinde ustaymış, hem profmuş, hem televizyonlardan inmiyormuş, o kanal senin bu kanal benim geziyormuş, adam pek mâhirmiş canım, psikolog geldi haaanıım! Çok paralar istiyormuş ama Tekin, mühim değil para, Diyemedim. Bir de yeni daire başkanı gelmişti ya Tekin, eskiden adını duyunca yüzünü buruşturduğun adam, şimdi ne hikmetse herkes pek muhterem, pek kıymetli oluvermişti, çayını içiyor, sözünü tasdik ediyor, başını sallıyordun, rüzgâr nereden eserse yelkenini oraya çevirenlerden mi oldun Tekin, yoksa ben mi geç kaldım seni tanımaya, insanın fikri mi değişir bu kadar, yoksa maaşı mı, terfi dedin, çocuklar dedin, gelecek dedin, her gün biraz daha sustun, sustukça biraz daha yükseldin. Ben divanlarda cîfe okudum Tekin, sen cîfenin içinde yürüdün biliyorum; ama bildiği hâlde cîfenin peşinden giden insanın yükü daha ağır değil midir, gece yastığa başını koyunca bütün o alkışlar çekilip gitmiyor mu, insan kendi sesini duyunca ürpermiyor mu? Diyemedim. Ben artık o ben değilim ki değiştim ben, eski hâlimi özleyen sensin, ben memnunum bu hâlimden, hem sen eski Tekin olabildin mi ki eski Nihan’ı istiyorsun, gözlerim kararıyor, kalbim yırtılırcasına ağlamak istiyorum, belki bu irin akar gider, arınırım Tekin, geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi, hasta değilim ben anlasana…
…
Bilmiyorum Tekin, bilemiyorum.
Sesini açar mısın şunun, beni anlatıyor bu şarkı sanki.
Ben o eski ben değilim
Çok değiştim elde değil
Ben o eski ben değilim
Yüzüm gülse, içim zehir
Dört.
Adam terfi peşinde hem ne terfi, onca zamanın emeği değmeli değecek, bağ-ı dehrin hep hazânın görmüş; yokluktan gelmiş, yırtık don giymiş, şimdi plazalar yalılar onun olmasın mı, çok mu yani bu kadarcık sefa…
Şimdi neşâtın gamını da baharın rüzgârını da görmek istiyor, hakkı ve…
[Nihan, sen yoksulluğu kitaplardan öğrendin. Ben giydim. Sen “cîfe”yi Nâbî’den okudun, ben çöpten ekmek toplayan babamın cebinde gördüm. Şimdi bana dünyayı küçümse diyorsun. Küçümseyemem. Çocuklarım benim gibi büyümesin istiyorum. Galib’in ayakkabısının burnu açılmasın istiyorum. Sühan, vitrindeki elbiseye bakıp susmasın istiyorum. Bunun adı hırs değil Nihan, bunun adı korku.]
Ama bir şeyler yapması, bir şeylerden geçmesi gerekir, hayat bu, cîfe değil miydi, anlamıyorsun Nihan anlamıyorsun, sen anlamıyorsun Tekin, cîfe diyorum sana, hayatın şifresi, başarının şifresi diyorum ben de sana Nihan!
Sıfır.
Gözünün rengini sordum kara sevda dediler, o kadar mı uzakta, şimdi, belki evet, belki hayır, her sevda geçer baş ağrısı kalır geriye, öyle bir sevdaya düş ki gönül, gel sen bize akşam yine mehtap görünsün, aşk şimdi değil de ne zaman, iki çocuk ve dokuz yıl eskitir mi aşkı, Mecnunlar mı yalan Leylâlar mı hayal, hangisi erişilmez hangisi bilinmez, bildim seni bilinmez mutlak, hakikat sensin bir tek kalan geriye, özge vücûd haram imiş, vücûd iklimi sensin, gönül tahtının eşsiz sultanı sen, bağ-ı aşkın andelîbi seni söylemiş, seni çağırmış feryat feryat, hangi aşk âdil ki, gel sen bize akşam yine mehtap görünsün…
Şarkılar, şiirler buraya kadar.
