Mezhebi Aşk Olanlar Bir Adım Geride

Her şey değişiyor da dostlarım, aşklara ne oluyor! Çok değil bundan yirmi yıl önce bile şöyle yaygın bir kanaat vardı, insan gözünü açar(gözünü açmaktan maksat, çoğunlukla, üniversite bitirmeye yakın zamanlar kast edilirdi) birini görür, aşık olur, sonra ömür boyu onu severdi. İnsan bir defa aşık olurdu. Aşk, biricik, tek, özel bir hediyeydi. Ne demişti Hilmi Yavuz? İçerden mi yazılırdı aşklar? Galiba.

‘Aşkı göğsünde kurşun gibi taşıyan’ şairler vardı eskiden. Kadim bir geleneğe yaslanıp söylerlerdi bunu. Ne vardı aşkta öyle kurşun gibi olan? Sevdiğini sakınmak, korumak, incinmesine razı olamamak ve sorumlulukla, sahiplenmeyle, kararlılıkla beslendiği için mi ağırlaşırdı aşk? Bilmiyorum. Bir de neden aşkların demir kapıları vardı, hele onu hiç bilmiyorum. Çok mu zordur, aşkla bakan gözlere aşkla karşılık vermek. Zordur, zormuş. Aşkın bu türlüsü de varmış. Şair demir kapı dediğine göre.

Aşk, üzerine binlerce yıldır kafa yoruluyor da kabul almış tanım yok. Ünlü Sokrates, ‘güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusu’dur demiş. ‘Aşk, karşılıklı yanlış anlamadır.’ ‘Ciddi bir akıl hastalığıdır.’ ‘Aşk, bıkılmayandır.’ Tanımların çoğalmasında sakınca yok da beni korkutan onca tanım arasında Sokrates’in fikrinde olanların artması. Üreme meselesinde hemfikir olanlar çok demek ki. Aşkta değişen bir şey yok mu? Neden böyle oluyor? Şaşkınlıkla izliyorum haberleri, kadın cinayetlerini. Öldürenlerin çoğu aşıkmış öldürdüğü kadına. Çocukları var genelde, yani aşk meyvesini de vermiş! Bu şiddetin anlamına akıl erdirmek zor. Birçok sosyal mesele, psikolojik sebepler. Olan insana oluyor, sonra da aşka. Aşkın içi boşalıyor. Yıldızı sönüyor, aydınlatmıyor hayatı, karartıyor. Işık yayması gereken aşk, karanlığı çoğaltıyor. Bana öyle geliyor ki bırakın aşık olmayı, sevmeyi bile tam bilmiyoruz. Bilmiyoruz da bu söz dilimize pelesenk olmuş gitmiyor. Gitmesin de kalıyorsa doğru düzgün kalabilse.

Aşkın gerekliliğini, yüceliğini hissedip ona ulaşmak istiyoruz; böylelikle ruhumuzu da yücelttiğimizi varsayıyoruz, kim bilir. Bedel ödemeye hazır değilken. Aşığım diyerek kendimizi kandırmaya çalışıyoruz, insanoğlunun doğası çok garip, karanlıktır bir yanımız, aldanmak isteriz. Bile bile. Nasıl yapıyoruz bunu tam bilemiyorum ama yapıyoruz işte. Aldanmak isteyen ruha ilaç yok. Ne yazık ki!

Aşık olunca güzelleşecek sanıyoruz dünya. Evet, güzelleşir. Gerçekten aşık olursak.

Aşkı kalbinin orta yerine koyan, karşı cinse duyulan aşk basamağını geçmiş, değişik bir aleme sıçramış ruhlar var. Bu sıçramada mecazi aşk eşiğinin katkısını hesaplamak güç. İyi bir başlangıç olarak düşünmek iyi olabilir. Bu insanların en bariz özellikleri diğer canlılara, yani kurda kuşa; çiçeğe böceğe; rüzgara ağaca gösterdikleri aşırı ilgi, hassasiyet. Kırılan dalı, gövdeye yumuşak bir kumaşla sarmak; camların önüne kuru ekmekleri bırakmak gibi şeyler yapar bu sevgi kuşları. Bu insanlar aşkla beslenen ve aşkla besleyenler.

Ben, bu insanların Mevlana gibi kutluların, aşk erlerinin soyundan geldiğine inanırım. Kavuşmasa da çoğalmasa da severler. Bedenleriyle değil, ruhlarıyla seviyorlar. Dokunmadan, sazsız sözsüz. Platonik aşıklar da denebilir onlara. Belki onlar kafa tutuyorlar çağın genel kabulüne. Aşkın gökten gelen bir hediye olduğunun farkındalar. Şekli aşan bir tutkuyla seviyorlar. Sevilenin bihabersizliğine inat seviyorlar, aşık olmuşlar. Aşk, benim aşkım,

istediğim gibi severim diyor, sevdiğine. Söyleyemiyor çoğunlukla. Öyle aşka kurallar, kaideler koymuyor. Yıllarca seviyor. Aşka öyle değişik, bugünün insanının anlamakta zorlanacağı bir anlam yüklemiş. Aşk da totaliter değil. İlla da benim olsun, demiyor. Mülkiyetçi de değil. Aşkı, kainatın dönüş sırrı olarak görmüş, öyle iman etmiş. Belki o yüzden ev-siz kalmış, yurt-suz kalmış. Böyle insanlar var, taktiksiz, plansız sevenler. Kalbine aşk şerbetinin bir tık fazla damlatıldığı mübarekler. Bunlar gerçek aşk ehlidirler ben onlara mezhebi aşk olanlar diyorum. Onlar aşk saflarında bir adım geride dururlar, biliyorum.

Onların yazılmamış en güzel aşk destanları vardır, kalplerinde. Binbir aşk şiirinden daha güzel kokan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.