Nur Maman

Birken Bütünüz Yalnızken Tamız

Okuma süresi: 3 dakika

Geçenlerde bir gece geçiverdi içimden bu cümle. Yarı uyur halde not aldım bir kenara. Sabah olduğunda aklımdan çıkmıştı ki elime telefonu alıp büyük puntolarla yazdığım notu son sekmelerde gördüm; birken bütünüz yalnızken tamız.

Acaba dedim, yeni yeni kendime yurt bildiğim bu ülkede yalnızlık mı çekiyorum farkında olmadan?

Yalnızlığı şimdiye kadar dost edinmiş, kendime yabancılaşmamak için bana her zaman iyi gelen o dostu hiç ihmal etmemiştim. Ama yalnızlık çekmek tecrübe ettiğim bir şey değildi tabii. Zira yalnız hissetmek, yalnız olmakla aynı şey değildir her zaman.

Ben bu düşüncelerle günü geçirirken yakın zamanda okuduğum bir yazı geldi aklıma.

Üniversitede okuduğum bölümün dilden ziyade edebiyat kısmıyla ilgilenmiş olsam da etimoloji hep ilgimi çekmiştir. Sözcüklerin köklerini, bugüne ulaşana dek geçirdikleri dönüşümleri, ne zaman ve hangi kaynakta kayıt altına alındıklarını -profesyonel olmayan bir şekilde- öğrenmek, okumak hoşuma gider. Bu yazı da tam bununla ilgiliydi. İngilizcede yalnız demek olan “alone” kelimesinin en eski formunun “bütün, tüm, tamamen” anlamındaki “all” ile “tek, bir” anlamındaki “an” kelimelerinden oluştuğunu, Orta İngilizcede ise daralarak şu anki kullanımına dönüştüğünü söylüyordu.

Gecenin bir vakti yeşeren bu cümlenin sebebini şimdi anlamıştım. Yalnız kelimesinin “bütün” ve “bir” kelimelerinden oluşmasını çok manidar bulmuş olmalıyım ki bu iki satırlık bilgi fark etmeden günlerce içimde kök salmış ve sonunda bir cümle olarak filizlenmişti. Şimdiyse üzerine pek çok satır düşünerek çiçekleniyordu.

Yaşama başlarken ve veda ederken, doğumda ve ölümde, belki yanımızda onlarca insan varsa bile aslında yapayalnız olduğumuzu düşünürsek, hayatın iki yalnızlık anının arasına sıkışmış kalabalıklar içinde alınan kısa bir nefes olduğunu söyleyebilirim. Ve yalnız gelip yalnız gittiğimiz bu alemde ruhumuzun gerçek bir nefes almak için o yalnızlığa muhtaç olduğunu da.  Hızla akan bu hayata yetişememekten şikâyet ediyoruz. Aslında yetişemeyenin ruhlarımız olduğunu fark etmeden… Beden koşuyor nefes nefese de kalsa işe yetişiyor, eğlenceye yetişiyor, davet edilen pek çok yere yetişiyor, kalabalıklara gürültülere, karmaşaya… Ruh ise geride kalıyor. Bize iyi gelecek sanarak sürüklendiğimiz bu kaosun içinde ruhumuzun fısıltılarını duyamaz hale geliyoruz. Hep o fısıltıyı duymaya çalışarak geçip gidiyor yaşam. Çok uzaklarda olmadığını hissettiğimiz bir biz var bizi tamamlayacak olan. Onu arayıp duruyoruz nerde bulacağımızı bilmeden. İşte tamamlanacağız aslında biraz yalnız kalabilsek korkmadan.

Yalnızlığın tamamlayıcılığını kavrarken, aklıma başka bir hikâye geliyor.

“Elbette ki yalnız bir ağaç, birkaç tane ağaçtan daha ağaçtır.” diyor ve hikâyeyi anlatıyor ya Abbas Kiyarüstemi;

Babası çocuğa ormanı görüp görmediğini sorar. Çocuk, o kadar ağaç var ki ormanı göremiyorum, der. Yan yana bir sürü ağacınız olduğunda ağaçları görmek gittikçe zorlaşır. Artık başka bir konsepte ait bir şey görür olursunuz.

Yaşamın kendisine dair bir hikayedir bu. Gerçek yaşam fazlalıklardan arındıktan sonra geriye kalandır. İnsan da fazlalıklardan arındığında geriye özü kalır.

Kendimizi yalnız bırakmadıkça kendimizi görmek de zorlaşır, göreceğimiz hep “başka bir konsepte ait bir şey” olur. Bir ormandaki ağaçlar gibi birbirinden ayrılması güç pek çok şeyden birine dönüşürüz. Çocuğun ağaçlardan ormanı seçememesi gibi adeta, sürekli başkalarıyla beraberlikten kendi içimizde büyütebileceğimiz o ormanı göremez oluruz.

Oysa duygularımız, sezgilerimiz, içimize kulak verince ortaya çıkacak olan yaratıcı gücümüz -bizi insan kılan her şey- işte o ormanın fideleri değil mi? Neden insanca yeşermeyelim.

Yalnızlık, içimizde yeşermeyi bekleyen bu ormana giden sessiz ve sihirli bir patika sadece. Korkmadan adım atabilirsek eğer, neler yaratabileceğimizi ve daha bütün bir halimize dönüşümüzü göreceğiz.

Ve belki o ormanda gezinirken bir şarkı gibi mırıldanacağız içimizden, birken bütünüz yalnızken tamız…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha *