Yusuf Ünal

Baharın Ayak Sesleri

Okuma süresi: 3 dakika

11 Mart 2026,

Bugün sürü sürü Kanada kazı gördüm, sesleri gökyüzünü doldurmuştu. Arabayı yol kenarına çekip başımı göğe çevirdim. İçime bir tutam sevinç doldu, günü kurtardım dedim, bugün de içimi gövertecek nasibimi aldım.

Normalde mart sonu, nisan başı gibi geri dönerdi bizim kazlar. Kış bitti sanmışlar ama önümüzdeki birkaç gün içerisinde kırk elli santim kar bekleniyor. Ne güzel üç metreyi aşan kar tepeleri erimiş, aylar sonra toprak görmüştük hâlbuki…

Gelmiyor, bu ülkeye bahar gelemiyor arkadaş, ha bire yolu kesiliyor. Durun bakalım bu sefer gelecek gibi, mevsim kuşları da döndüğüne göre…

Fakat ben korkarım dostlarım. Göçmen kuşların erken dönmesinden, çiçeklerin zamansız açmasından, horozların vakitsiz ötmesinden. Cümle erken doğumlar korkutur beni. Baharı kışın vurmasından korkarım.

Her şey vaktinde güzel.

25 Mart,

Annemle konuştum bugün. Havadan sudan konuştuk, gerçek anlamda havadan sudan. Bu sene pek kar yağmamış Konya’ya amma iyi yağmur yağıyormuş kaç gündür. Evin bahçesindeki alyanak kayısılarımız ve can eriklerimiz çiçeklenmiş. Bir görsen diyor annem, dalları çiçek bastı. Don vurmazsa yemekle de vermekle de bitmez bu sene.

Çiçeklerden söz edince seksenini aşmış anamın dili de çiçekleniverdi, serçe gibi cıvıl cıvıl oldu maşallah. Cıvıltısına eşlik ettim ben de, dilime şiirler üşüştü. Biz buralarda hâlâ kar küremekle uğraşsak da dağlarına bahar gelmiş memleketimin. Ahmet Arif gibi cigaram değilse bile çayım karanfil kokuyor. Kemal ağabeyler Amerika’dan otlu peynir getirmiş. Yeşil zeytinin, çeri domatesinin ve sıcak bazlamanın haberi var bundan.

Canım bir Orhan Veli mi delirecek dünyanın güzelliğinden. Ben de deliriyorum işte!

Deli eder insanı bu dünya;

Bu gece, bu yıldızlar, bu koku,

Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.

11 Nisan,

Hava yedi derece, kulağım hep meteorolojide. Sanırım artık bahar buraya da adım adım yaklaşıyor. Normalde bu tarihlerde bu kadar iyimser düşünmem, Kanada’nın havasına da pek güvenmem. Gelgelelim şu an, kahvaltı sonrası oturmuş keyif çayımı yudumlarken üzerimde yavru bir karasinek gezinmekte. Tembel bir şey, kovuyorum gitmiyor. Belli ki baharın acemisi daha, uyku mahmuru.

Henüz dallarda çiçek hatta tomurcuk bile görmüş değilim ama ilk sineği gördüğüme göre bu dikiş tutar evelallah. Bir çiçekle bahar gelmese de bir sinekle gelebilir. Hem sinek yalnız değil, taa 11 Mart’ta kazları görmüştüm. Derenin altından çok sular aktı ve sonunda kış bitti sayılır işte…

12 Nisan,

Bugün kahvaltıda biraderler misafirimizdi. Yedik içtik, konuştuk güldük. Sofradan sonra evin yakınındaki göletin etrafında yürüyüşe çıktık. Hava güya dokuz derece lâkin hâlâ soğuk denecek kadar serin. Tepemizde küme küme siyah bulutlar. Evlerin kuytusundan düzlüğe çıkar çıkmaz soğuk yüzümüzü yalamaya başladı. Etraf çırılçıplak, terk edilmiş gibi. Kurumuş otlar, arsız dikenler, çiçeksiz ve yapraksız kuru ağaçlar. Oraya buraya uçuşan başıboş, isimsiz kuşlar…

Gölete yaklaşınca içimizi ısıtıp kıpır kıpır eden bir manzara çıktı önümüze. Topladığı yağmur sularıyla göleti besleyen su kanalının sağlı sollu yamaçlarında sarı sarıçiçekler açmış. Tavada patlayan mısır taneleri gibi pıtır pıtır köpürmüşler.

Yoldan çıkıp başlarına eğildim, gidip tanış oldum.

  • Geçmiş olsun, kış nasıldı? dedim.
  • O ne ki? dediler, biz baharın çocuklarıyız.

Baktım bunlar bizim dünyamızdan değil, ben de onların dünyasından sorayım dedim ve sordum Sarıçiçek’e:

  • Annen baban var mıdır?
  • Çiçek eydür Derviş baba, annem babam topraktır.

Allah Allah, baktım bu bayağı akıllı bir şey, yeniden sordum Sarıçiçek’e:  

  • Evlat kardeş var mıdır?
  • Çiçek eydür Derviş baba evlat kardeş yapraktır.

Hak lâ ilâhe illallah Allah.

  • Peki sizde ölüm var mıdır?
  • Çiçek eydür Derviş baba ölümsüz yer var mıdır?

Başım döndü, dedim bu çiçek benim bildiğim çiçeklerden değil. Acaba beni biliyor mudur diye meraka kapıldım ve tekrar sordum Sarıçiçek’e:

  • Sen beni bilir misin?
  • Çiçek eydür Derviş baba sen Yunus değil misin?

İşte burada yanılmıştı.

  • Hayır dedim, ben Yunus değilim, olsam olsam Yunus’un bir hayranı bir takipçisi belki küçük bir yoldaşı olabilirim.
  • Olsun, dedi Sarıçiçek beni teselli edercesine, bizim Yunus’u tanıyorsun ya o da bir şeydir…

Evet galiba bu sefer ikna olacağım, bahar gerçekten geliyor artık. Baksanıza çiçekler konuşuyor.

Çiçeklerin söz hakkının olduğu her mevsim bahardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha *