“Bir Rıza İmalatı” Olarak Dizilerdeki Eşcinsellik-2

Bir önceki yazımızda “rıza imalatı” kavramını ve bu kavramın eşcinsellik üzerinden dizilerde nasıl işlendiğini kahramanları polis ve itfaiyeci olan dizilerden örnek vererek anlatmıştık. Konuyu daha farklı meslek grupları üzerinden çeşitlendirerek işlemeye devam edeceğiz.

Psikiloji ve hukuk bilimini başarılı bir şekilde birleştirip masumların hakkını savunarak gerçek suçluların ortaya çıkarılmasını işleyen Bull dizisindeki eski Amerikan futbolcusu erkek avukat karakter,  yetişkin bir kız çocuğu olmasına rağmen eşcinsel kimliğinin sonraları farkına varan biri. Dizide başarılı ve kendisine çok güvenilen bir avukat rolüne sahip.

Yine Teksas gibi suç oranlarının oldukça yüksek olduğu “Vahşi Batı”da erkek egemen bir toplumda polisiye bir dizi olarak karşımıza çıkan Walker’da abisi bir ranger olan savcı, eşcinsel karakter olarak yer alıyor. İşinde başarılı, aile değerlerine oldukça bağlı olan bu karakter, özellikle abisinin kayıp olduğu dönemlerde yeğenleriyle adeta bir baba gibi ilgilenmesi ile ön plana çıkıyor.

Bir başka dizi olan For Life’ta bir komplo sonucu hapse düşüp orada aldığı eğitimle avukat olarak kendini aklayıp özgürlüğüne kavuşan bir siyahinin hayatı işleniyor. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak çekilen dizide ise azılı katillerin, tecavüzcülerin ve uyuşturucu taciri korkunç erkeklerin kaldığı hapishanenin avukat olan müdürü Arapça bir isim taşıyan eşcinsel bir kadın. İnsan haklarına saygılı, mahkumların rehabilitesi için güzel projeler hazırlayan, adalet ve hukuk için kariyerini bile hiçe sayabilecek ölçüde fedakar ve merhametli bu karakter de yine dizide rol model olarak seyirciye sunuluyor. Bu karakterin “Karısı” ise yine güçlü bir savcı.

İnsan hayatına en fazla dokunan mesleklerin başında gelen doktorluk ise eşcinsel karakterlerin sıklıkla işlendiği alanlardan biri. Tüm dünyada izlenme rekorları kırıp Türkiye’de de bir uyarlaması çekilen Good Doctor, bu dizilerden biri. Otistik ama dahi bir doktorun kahramanlaştırıldığı dizide stajer doktorlardan biri yine eşcinsel. Daha önce Ortodoks bir Yahudi iken toplumun dini baskılarından kaçarak hem kişiliğini hem de cinsel kimliğini bulma yolunda hikayesine değinilen bu doktor, aynı zamanda tüm inançları reddedip ateist olmasıyla da dizide işlenen ilginç karakterlerden biri.

Aynı dizinin bir bölümünde ise evli bir erkek hastanın aynı anda erkek ve kadınlardan oluşan farklı cinste insanlarla yaşadığı birliktelik ve sevgilileri arasındaki anlayış ve uyum da işlenen konular arasında bulunuyor.

Bir diğer başarılı doktor dizisi olan New Amsterdam’da, madde bağımlılığı tedavisi gören bir kadın acil doktorunun bir erkek doktorla birlikteyken ayrılıp sonra yardım ettiği Müslüman bir göçmen hemşireyle yaşadığı eşcinsel ilişki de ilginç hikayelerden biri. Bir hastanenin en önemli birimi olan acil biriminin baş sorumlusu olan bu kadın doktor, mesai sınırlaması tanımadan çalışması, çok kısa zamanda çok hızlı, doğru kararlar vermesi ve özellikle işini çok iyi yapması ile ön plana çıkarılan bir karakter.

Cinsel kimliği konusunda daha önce bir karmaşıklık yaşamamasına rağmen aniden eşcinsel olduğuna karar veren karakterlerin, bu kadar sıklıkla işlenip hepsinin en sonunda hep eşcinselliği seçmesi de bence üzerinde durulması gereken rıza imalatı propagandalarından biri.

Aynı dizinin ana karakterlerinden biri olan erkek psikolog ise yine eşcinsel ve başka bir erkek psikologla evli. Çiftin evlat edindikleri çocuklarla mutlu bir aileye sahip olmaları ki çocuklardan biri Müslüman bir isim taşıyor, mental rahatsızlıkları bulunan hastalara çok insanca ve yardımsever yaklaşımları, birbirlerine gösterdikleri saygı ve anlayışları ile seyirciye örnek olarak gösterilen bir çift.

Bu dizinin aynı 911 Lone Star’da olduğu gibi farklı inanç, ırk, cinsiyet ve kültürlerin bir arada ve uyum içinde yaşayabileceklerini gösterme gibi bir misyonu da var gibi. İçlerinde Hintli, Müslüman, Asyalı, Amerikalı ve Latin kökenli doktorların bulunduğu, çoğu zaman arka planda başörtülü hemşire ve doktorlara rast gelebileceğiniz, ırkçılığa karşı sağlam mesajlar veren, beyaz, siyah, melez ve sarı ırkların güçlü karakterler olarak işlendiği ve eşcinselliğin sıradanlaştırıldığı bir dizi New Amsterdam.

Son olarak eşcinsel karakterlerin güçlü ve iradeli yöneticiler olarak karakterize edildiği dizilere bakalım. Politik entrikaların Beyaz Saray’daki izdüşümlerinin işlendiği Scandal dizisinde başkanın özel kalem müdürü eşcinsel bir erkek. Önemli bir erkek gazeteciyle evli olan karakter, başkan üzerindeki etkisi, bakanları elinde oynatması, siyasi dehası ve güçlü karakteri ile ön plana çıkıyor.

Amerikan siyaset sisteminin sağlam bir eleştirisinin işlendiği House of Cards dizisinde ise evli bir erkek başkanın korumasıyla yaşadığı eşcinsel ilişki,  belki de en üst düzeyde eşcinselliğin işlendiği bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Bu dizinin başkan rolündeki karakteri belki de değindiğimiz diziler içinde bir antikahraman özelliği taşıyan nadir eşcinsel bir karakter olsa da dizinin ana kahramanı olarak seyirciye başarıları ile sunulması genel kanaati değiştirmiyor.

Örnek verdiğimiz ve yer darlığından değinmediğimiz pek çok dizide yer alan eşcinsellik güzellemeleri son yıllarda dizi sektöründe en çok işlenen konulardan biri. Adeta özendirilircesine hep olumlu karakterlerle hayat bulan, yaşam dolu, yardımsever, adalet ve özgürlük savunucusu, insan hayatına kendi hayatından daha fazla önem veren, başarılı ve rol model olan bu kahramanlar seyirciye bir rıza imalatı malzemesi olarak sunulmaya devam ediliyor.

Daha önce de dediğimiz gibi bir kurmaca olarak karşımıza çıkan bu karakterlerin cinsel kimlikleri ile ya da bunu açıkça yaşamaları ile bir derdimiz yok ama hayatın gündelik işleyişine aykırı olarak olumsuz hiçbir karakter göstermeden, gerekli gereksiz her yerde gözümüzün içine sokarak bunu normalleştirmeye çalışmalarına elbette bir diyeceğimiz var ve biz de bunu demeye çalıştık…

5 thoughts on ““Bir Rıza İmalatı” Olarak Dizilerdeki Eşcinsellik-2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.