Yolcu

“19 Kasım 2017 Pazar günü, saat 05.00 sularında A. Bölgesi Hudut Karakolu`na bağlı keşif ve gözetleme timinde görevli personelin, girilmesi yasak olan askerî hudut bölgesinde, M. Nehri kenarında bir ceset bulunduğu ihbarı ve Sayın Cumhuriyet savcısının da talimatı üzerine M. ilçesi Jandarma Komutanlığı olay yeri inceleme ekibi gerekli malzeme ve teçhizatla, sür’atle olay yerine intikal etmiştir. 

Saat 07.12’de olay yerine ulaşıldığında cesedin nehir kenarndaki ağaç köklerine takıldığı, keşif timinde görevli personel tarafından nehirden tamamen çıkarılmadığı ancak akıntıda sürüklenmesi ihtimaline karşı dikkatle güvenlik tertibatı alındığı görülmüştür. Daha sonra keşif gözetleme timinde görevli personel, olay yeri inceleme personelinin de yardımıyla, soğuk havaya ve güçlü akıntıya rağmen cesedi çıkarmak için gerekli çabayı, fedakârlığı göstermiş ve ceset sudan alınmıştır.

Titizlikle yapılan gözle muayenede cesedin yaklaşık 40-45 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu; şahsın yaklaşık 175 cm boyunda ve 80 kilo ağırlığında olduğu tespit edilmiştir.

Cesette her ne kadar suda kalmış olmasından kaynaklanan renk değişimleri söz konusu olsa da şahsın kumral tenli; seyrek saçlı ve ince bıyıklı olduğu açıkça görülebilmektedir. 

Şahsın üzerindeki kıyafetlerin gömlek, kazak ve pantolondan ibaret olduğu görülmüş ancak ayakkabısının bir teki bütün aramalara rağmen bulunamamıştır. Pantolon ve gömlek ceplerinde yapılan elle arama neticesinde herhangi bir eşyaya rastlanılmamıştır.

Derinin aldığı renk dikkate alındığında cesedin yaklaşık 48 ila 72 saattir suda bulunduğu ve şahsın boğulma neticesinde yaşamını yitirdiği düşünülmüştür. Nitekim cesedin ağzından ve burnundan su bulanık renkte su sızması incelemeyi yapan personelin görüşünü destekler niteliktedir.

Şahsın ellerindeki ve kollarındaki yara izleri, çizikler; yüzde ve tırnaklardaki çamur kalıntıları şahsın yaşamını yitirmeden önce kıyıya çıkmak için bir süre mücadele ettiği kanaatini oluşturmuştur.

Şahsın hemen olay yerinde mi yaşamını yitirdiği ya da farklı bir mevkiden akıntı tesiriyle mi sürüklendiği tam olarak anlaşılamamıştır. Yağış ve arazinin çamurlu olması nedeniyle çevrede ayak izi takibi ne yazık ki mümkün olmamıştır.

Şahsın üzerinde kimlik tespitine yarayacak herhangi bir belge bulunmaması üzerine çevrede yapılan arama tarama faaliyetleri sonucunda cesedin bulunduğu yerden yaklaşık 30 metre uzaklıkta, yine nehir kenarında sazlıklar arasında siyah bir sırt çantası bulunmuştur.

Çanta tamamen ıslanmış olup içinde şahsa ait olduğu düşünülen bir kazak; gömlek, pantolon ve iç çamaşırları, iki çift çorap, bir paket kuruyemiş, bir adet “pavırbenk” tabir edilen telefon şarj cihazı ve şarj kablosu bulunmuştur. Ayrıca sudan korunması amacıyla plastik bir dosyaya konulduğu anlaşılan bazı evraka rastlanmıştır.

Plastik dosyadaki evrakın önemli bir kısmının ıslanmış olduğu ve evraklar üzerindeki yazıların okunamaz hale geldiği görülmüştür.

Plastik dosyada, üzerinde “Ankara Üniversitesi” yazan ve diploma olduğu anlaşılan bir evrak görülmüştür. Bu evrakın yarısı ıslanmış olduğu için kimlik tespitine yarayacak bilgiler okunamamıştır.

Dosya içinde, ıslanmış ve okunamaz halde, üzerinde Sağlık Bakanlığı anteti görülen başka evraklar ve üzerinde CORASPİN 300 mg yazan yarısı kullanılmış bir ilaç kutusu olduğu görülmüştür.

Plastik dosyada siyah bir cüzdan içerisinde bir bölümü ıslanmış,  …12 seri numaralı 50 Türk lirası, …26 seri numaralı 20 Türk lirası; … 56 ve …12 seri numaralı iki adet 50 Euroluk ve …34 seri numaralı bir adet 20 Euroluk banknot bulunmuştur. 

Cüzdanın bir gözünde yarısı ıslanmış olduğu için arkasındaki seri numarası okunamayan yaklaşık 3 yaşlarında bir çocuk fotoğrafı görülmüştür. Yine cüzdanın bir diğer gözünde, küçük bir plastik poşet içerisinde bir tutam sarı saç teli bulunmuştur.

Cüzdanda Hülya T. adına H… bankasınca düzenlenmiş, numarasının son dört hanesi …0715 olan çipsiz bir banka kartına rastlanmıştır.  

Cüzdanın iç gözünde şahsa ait olduğu düşünülen bir nüfus cüzdanı bulunmuştur. Nüfus cüzdanının Taşova nüfusuna kayıtlı, 19.11.1977 doğumlu A. T.’ye ait olduğu görülmüştür. 

Olay yeri ve cesedin durumu, bulunan eşya ve evraklar fotoğrafla kayıt altına alınmış, inceleme tamamlandıktan sonra Sayın Cumhuriyet Savcısına durum telefonla bildirilmiştir. Sayın Cumhuriyet

Savcısının sözlü talimatıyla ceset gerekli sağlık ve güvenlik tertibatı alınarak otopsi için K. Devlet Hastanesi morguna gönderilmiştir. Şahsın eşyaları da cenaze aracına nezaret edecek kolluk personeline teslim edilmiştir.

İşbu tutanak aşağıda isim ve rütbeleri belirtilen keşif timi komutanı ve olay yeri inceleme timi personeli tarafından tanzim ve imza edilmiştir.”

***

“Oğlum, Çetin!”

“Emredin, komutanım!..”

“Fotoğrafları çektiniz mi?”

“Çektim komutanım.”

“Çok çekseydiniz.”

“Üç dört tane çektim komutanım.”

“Torbaya koydunuz mu!”

“Evet komutanım, eşyaları da poşette, yanına koydum. Cenaze arabasını gönderelim mi komutanım?”

“Gitsin! Biz de gidelim artık! Neredeyse öğlen oldu. Yengen bekler bugün.”  

“Emredersiniz komutanım.”      

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.