“Kerim Oğlu Kerim”
Şiir ve sözün kıymetli olduğu bir demde Mekkeli bir şair, kendisiyle çelişircesine sözün ve nurun karşısına geçti. Öyle ki o, Hudeybiye günü hiç olmayacak bir şey yaptı.
Belgenin başındaki besmeleyi ve “resul” kelimesini sildirdi. “Hâl ve Sözün Sultanı” sakindi; ama veziri Ömer hiddetlendi. Şanlı Resul: “Ya Ömer, gün gelir, senin de hoşuna giden işler yapar.” dedi; sakinleştirdi.
Aradan bir yıl ancak geçmişti ki Mekke fethedildi. Kâbe’deki putlar devrildi. Allah’ın Resulü, o güne kadar kendisine her türlü zulmü revâ gören müşriklere seslendi: “Söyleyin ey Mekkeliler, şimdi size ne yapayım?”
Kalabalık, tedirgindi. Arkalardan biri, bir kitaba ancak sığacak bir cümle sarf etti: “Sen kerim oğlu kerimsin ya Muhammed.” Bu cümle, Yusuf’un, kardeşlerini affına bir göndermeydi. “Söz Sultanı” tebessüm etti. O da Yusuf gibi: “Bugün size kınama yok.” deyiverdi. Asıl fetih gerçekleşti.
İşte o sesin sahibi, Süheyl Bin Amr idi. Hazreti Ömer sevindi. Bundan sonra bir kez daha sevinecekti.

