“Bir Rıza İmalatı” Olarak Dizilerdeki Eşcinsellik-1

Milyarlarca dolarlık bir sektör haline gelen dizi yapımcılığı, özellikle dijital platformların da işin içine girmesiyle her geçen gün büyümeye devam ediyor. Özellikle Netflix gibi platformların yerel yapımcılarla iş birliği yapıp farklı ülkelerde çekilen dizileri dünyaya pazarlamaya başlaması da bu sektörün büyümesinin bir başka sebebi olarak göze çarpıyor.

Her gün milyonlarca izleyiciye ulaşan diziler, aynı zamanda gizli açık pek çok propaganda malzemesi de taşıyarak politik, dini, etnik, cinsel ya da kültürel bir “rıza imalatı” üreticisi olmaya devam ediyor.

İlk defa Walter Lippman’ın 1922’de kullandığı “rıza imalatı” terimi daha sonra Edward S. Herman ve Noam Chomsky tarafından 1988’de yazılan “Manufacturing Consent-Rıza İmalatı” kitabıyla popüler bir terim haline geldi.

“İnsanların normalde karşı çıkabilecekleri davranışlara olumlu bakmalarını veya en azından bu davranışlara tepkisiz kalmalarını sağlayan propaganda” anlamına gelen rıza imalatı, insanların ihtiyaçları olmayan şeylere ihtiyaç duyup, istemedikleri şeyleri istiyormuş gibi hissetmelerini veya kabul etmeyecekleri şeylere rıza gösterebilmelerini sağlayan bir manipülasyon yöntemidir.

Günümüzde bu yöntemin en rahat ve etkili kullanıldığı alan ise kuşkusuz medya ve eğlence sektörü. Eskiden çoğunlukla bu amaçla çekilen filmler bu işlevi görürken günümüzde filmlere göre daha uzun sürede tüketilip daha etkili bir alana sahip diziler, artık bu sektörün en gözde malzemeleri.

Özellikle son zamanlarda yayına giren her popüler dizide eşcinsel kahramanlara rastlamak da bu rıza imalatı sonuçlarından biri olsa gerek. Daha önceleri dizilerde az sayıda komedi amaçlı eşcinsel karakterlere yer verilirken günümüz dizilerinde artık bu karakterlerin sağlıklı ilişkilere sahip, yardımsever, anlayışlı, çevrelerinden özellikle ailelerinden her zaman destek gören, başarılı ve toplumda önemli konumları bulunan karakterler olarak dizilerde yer alması olağanlaşmaya başladı.

Bu karakterlerin dizilerde üstlendikleri görevlere baktığımızda halkın canı, sağlığı ve hukuku adına toplum nezdinde önemli vazifeler yaptıkları görülüyor. Polis, avukat, itfaiyeci, doktor, hemşire, gazeteci, toplum lideri hatta başkan gibi  karakterler bu dizilerde karşımıza çıkabilmekte.

Bu olumlu özelliklerin yanında ne ilginçtir ki bu dizilerin hiçbirinde tek bir eşcinsel katil, hırsız, dolandırıcı, yozlaşmış siyasetçi ya da kötü karakter olmaması ise yapılanın bir rıza imalatı çalışması olduğuna inanmamız için önemli bir veri sağlıyor.

Polisiye dizilerden başlayarak örnek verecek olursak televizyonların uzun soluklu ve başarılı dizilerinden olan Law and Order’ın yeni sezonunda karşımıza çıkan kadın dedektif,  eşcinsel bir karakter. İnsan hakları savunucu başarılı bir avukat kadınla yaşayan bu karakter, korkusuz ve yaptığı işin hakkını veren bir kadın.

Popüler polisiye dizilerden biri olan S.W.A.T’ta ise bir kadın polis, cinsel tercihini kadınlardan yana seçmişken daha sonra bir kadın ve erkekle üçlü ilişki yaşamayı tercih ediyor ve daha sonra da bu ilişkilerini bilen yakın arkadaşı bir başka erkek polisle birlikte oluyor. Oldukça dominant, özgüvenli ve  başarılı bir karakter olarak bize sunulan kahramanın durmadan değişime uğrayan tercihlerinin hızına seyircinin yetişememesi ise ayrı bir konu.

Ekranların başarılı polisiye dizilerinden biri olan Bosch’da ise Detektif Bosch’ın amiri, departmanında çalışan başka bir kadın polisle ilişkisi olan üstelik bir erkekle yaptığı evliliğinden dünyaya gelmiş yetişkin bir kızı da bulunan kadın komiser. Her zaman ekibinin arkasında duran, kendisine çok güvenilip sevilen bir karakter. Bunlara FBI Most Wanted’daki başarılı kadın detektifi, Rookie’deki çaylak erkek polis memurunu, Instinct’teki eski CIA ajanını, Snowpiercer’daki kadın detektifi ya da 911 Lone Star’daki erkek bir itfaiyeci ile ilişki yaşayan erkek polis memurunu da örnek gösterebiliriz.

Amerika’da oldukça saygın ve popüler bir meslek olan itfaiyeciliğin işlendiği 911 ve 911 Lone Star dizilerine baktığımızda ise aynı tablo ile tekrar karşılaşıyoruz. İtfaiyede paramedik olarak çalışan ve sıradışı müdahaleleri ile pek çok hayat kurtaran cesur bir kadın ve babasıyla aynı itfaiye departmanında çalışıp bir polisle ilişkisi olan erkek kahramanlar yine eşcinsel karakterler. Bu arada aynı dizide 911 çağrı merkezinin yöneticisi erkek de eşcinsel ki hızlı kararları ve doğru yönlendirmeleri ile dizide kahramanlaştırılıyor. Özellikle bu dizide uzun yıllar bir polis kadınla evli kalıp bir de iki çocuk sahibi olan başka bir erkek karakterin neredeyse 20 yıldan sonra eşcinsel olduğuna karar verip eşinden boşanması ve başka bir erkekle yaşaması ise oldukça sıradışı bir durum.

Aynı karakterin beraber yaşamaya başladığı erkekle boşandığı eski eşinin evinde çocuklarıyla vakit geçirmesi, daha sonra evlenen eski karısının yeni eşiyle sıkı bir dostluk kurması ve de babalarının yeni cinsel kimliğini asla sorgulamayıp hemen kabullenen çocukların bulunması ise biraz zorlama bir hikayeye dönüşüyor.

Derinlemesine incelendiğinde az zamanda pek çok mesaj verme içgüdüsüyle karakterleri seçilmiş gibi görünen bu dizide sadece eşcinsellik konu olarak işlenmiyor. Eşcinsellerin evlat edinebilmesinden ailelerinin kimliklerine verdikleri pozitif destek ve bunun yanında farklı ırk ve dinden insanların beraberce  ve fedakarca çalışmaları, asla kimliklerinden dolayı birbirlerini yargılamamaları gibi durumlar da her bölümde altı çizilen değerler olarak karşımıza çıkıyor. Bir de bu durumu kuvvetlendirme adına dizide önemli karakterlerden biri olan kapalı bir müslüman kadın itfaiyeciyle trans bir siyahi erkek itfaiyeciye de yer verilmesi bu çeşitliliğin en önemli göstergesi. Üstelik hikayenin Teksas gibi masküler ve muhafazakar bir eyalette geçmesi de oldukça anlamlı.

Bu değerlendirmeleri yaparken insanların cinsel tercihlerine karışmak elbette kimsenin haddi olmadığı gibi onları onaylamadıkları cinsel kimliklere alıştırıp teşvik  etmek ya da en azından bu durumu normalleştirmeye çalışmak da kasıtlı yapılan bir iş olmamalı.

Gündelik hayatta toplumun bir parçası olmuş eşcinsel kimliğe sahip insanların oranından çok daha fazlasını dizilerde görmek haliyle kafamızda bir rıza imalatı fikrini pekiştiriyor. Başka örneklerle yazımıza daha sonra devam edeceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.