Müzekkere

Çiçeği burnunda zabıt kâtibi Sevim’in telaşsız adımlarla odaya getirdiği cep telefonu sürekli çalıyor. Sayın savcım, kalemde unutmuşsunuz. Başsavcı bey arıyor galiba. Aslında ben hiçbir yerde hiçbir şeyi unutmam Sevimciğim! Fakat bu aralar çok çalışıyorum sen de biliyorsun, bazı günler evden bile yorgun argın geliyorum. Ne yazık ki fena yakalanmış durumda! Kantinden sipariş verdiği Ankara simidinin son lokmasını henüz yutmuş. Aceleyle bir yudum çay! Boğazına kadar yanıyor. Kapıyı çalmadan girdim sayın savcım, kusura bakmayın! Bir kez daha yutkunuyor. Senin kapıyı çalmana hiç gerek yok ki Sevimciğim. Ne zaman istersen gelebilirsin. Ama bir kadınla böyle doğrudan konuşulmaz, kolaylıkla yanlış anlayabilir. Teşekkür ederim, Sevim Hanım. Sağ olasın. Zahmet oldu sana da. Rica ederim savcım. Rica etmene de gerek yok Sevimciğim. Sevim Hanım yine siyah tayyörünü giymiş. Kuaföre gitmiş olmalı. Şampuanını da değiştirmiş. ‘Aloe vera’ kokmuyor bugün. Sevimciğim her zaman negatif enerjiyi alan, saç diplerini besleyen, bitki özlü şampuanlar kullanır.

Israrla çalan telefon Sevim’e çıkması gerektiğini ihtar ediyor.

Başsavcı bey her zaman uzun uzun çaldırır telefonu. Çağrılarının mutlaka cevaplanmasını ister. Üstelik doğrudan cep telefonundan arar çünkü her zaman çok önemli sorunlarla ilgilenmektedir. Arkadaşlar, milletçe çok önemli günlerden geçiyoruz. Size her zaman, her an ihtiyacımız olabilir. Bazı konular beklemez, beklememeli. Aradığımız her an, her dakika size ulaşabilmeliyiz. Düşünün bir kere, önemli bir konu olmasa sizi neden rahatsız edelim! İcabında beni de başkan arayabilir ya da bir konu hakkında yüksek kuruldan, bakanlıktan bilgi isteyebilirler. Lütfen bu konuda çok hassas olalım! Gerekirse duruşmadan çıkıp telefona bakabilmelisiniz! Her savcı arkadaşımız, her zaman telefonun diğer ucunda olmalı. Haklısınız sayın başsavcım, devlet işi gecikmemeli ama siz de aramak için hep Sevimciğimle konuşacağımız zamanları kolluyor gibisiniz.

Simitle kahvaltı etmek, üniversite yıllarından kalma bir alışkanlık. Biçimsiz ve soluk renkli apartmanların arasında Kurtuluş’a doğru uzanan caddede, Cebeci Camii’ne dönen sokağı geçer geçmez görülen pastaneden bütün caddeye, kavrulmuş susam kokusu yayılır. Bir simit 250.000 lira. İki yüz elli bin Türk lirası. Olsun; çıtır çıtır, sıcacık… Okul kantinindekiler daha ucuz ama çoğunlukla soğumuş oluyor. Kimi zaman da bir önceki günden kalma simitleri satıyorlar. Çay, okul kantininden pekâlâ alınabilir. Kantinde kimseye göstermeden açmak lazım paketi. Paylaşmak gerekebilir. Burjuva mısın olum sen, gidip pastaneden alıyorsun simidini!.. Bizim gibi halk çocuğu olsana! Yok kardeşim, zenginlikle de bir ilgisi yok, kantindeki simitler biraz dokunuyor bana. Şimdilerdeyse herkes görür, laf olur korkusuyla on-on beş günde bir ancak alabiliyor. Savcı beyin her sabah kantinden simit alması hoş karşılanmayabilir, hatta adliye çalışanlarının kısık sesle kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda alay konusu bile olabilir.

Eşi, erken uyanmış olsaydı evde rahat rahat kahvaltısını yapabilirdi belki. Ama ne yazık ki Fatma Hanım yazılı kâğıtlarını okumayı henüz bitirememiş. Çocukları uyandırıp okula hazırlaması da vakit alıyor. Kendisi de çok programlı lisedeki dersine yetişmeli. Dokuzuncu sınıflar, öğretmenleri geç kalınca biraz haşarılık yapabilirler. Gerçi, Fatma Hanım geç kalsa da hoş görülür. Savcı beyin karısı bazı günlerde birkaç dakika geç kalabilir. Halimciğim, ancak yetişebiliyorum, görüyorsun hâlimi. İki haftadır yazılı kâğıdı okuyorum. Hayır Halimciğim, öğretmenler odasında okuyamam. Kusura bakma, sen neden başsavcıyla evde konuşuyorsun! Hem bugün erken kalkmışsın, sen hazırlasaydın ya kahvaltıyı!

Acaba Sevim, dişlerimde susam kırıntısı gördü mü?

Halimciğim! Nasılsın kardeşim? Görüşemiyoruz epeydir. Ben aramasam senin de hiç arayıp soracağın yok vallahi. Susamlara dikkat. “Nassınız?” dememeli. Tane tane konuşmalı. Teşekkür ederim başsavcım. Sağlığınıza duacıyız. Siz de iyisinizdir inşaallah? Sağ olasın Halimciğim. Biliyorsun memleketin halini. Uğraşıyoruz. Halim Bey değil, Halimciğim. Üniversite birinci sınıfta üye olduğu Anadolu Hukuk Kulübünden tanıyor başsavcıyı. O zamanlar başsavcı değil, kulüp başkanı. Gençler, Mustafa abiniz hem kulübümüzün başkanı hem de son sınıf öğrencisi, sizler için güzel bir örnek. Okulu bu dönem bitiriyor. Kaçıncı sene acaba? Stajına başlayacak. Demek ki avukat tanıdıkları var. Aynı zamanda teşkilatta da görevli. Okulla, yurtla ilgili bir ihtiyacınız olursa çekinmeden söyleyin. Elinden gelen yardımı sağlar. Gerçekten de Halim’e, Atatürk yurdundan bir yer ayarlamıştı. Mustafa Abi okula pek sık uğramıyor aslında, son sınıfta çünkü, sürekli önemli toplantılara katılıyor, önemli kişilerle buluşuyor. Okula geldiği ender günlerde kravatsız, gri bir takım elbise giymiş oluyor. Kantinde oturuyor, çevresinde sürekli başkaları oluyor. Avukatlık stajından kısa bir süre sonra adlî yargı sınavını kazanması katıldığı uzun toplantılar sayesinde olmalı. Kısa sürede cumhuriyet başsavcılığına yükselmesinde de önce çok çalışkan ve yetenekli oluşunun, sonra da iyi ilişkilerinin payı var.

Sizi rahatsız etmek istemeyiz başsavcım, çok çalışıyor olmalısınız. Hiç sorma Halimciğim, inan bazen nefes alamıyoruz. Bakanlık bir taraftan, yüksek kurul bir taraftan, yeni soruşturmalar bir taraftan… Kaç haftadır Oylat’a gitmek istiyoruz yengenle. Kaplıca suyu çok iyi geliyor, biliyorsun her sene giderim ben ama Allah seni inandırsın birkaç gün işlere ara verip bir türlü çıkamadık. Bilmiyorum sayın başsavcım üstelik ben yaz tatillerini seviyorum, sahil kentlerini, açık havayı; kaplıcalardan pek hazzetmem. İnsanı pelte gibi yapıyor. Bu arada yengemizle de henüz tanışmadık sayın başsavcım. Ama samimiyetiniz gerçekten takdire değer. Halimciğim, senin çocuklar nasıl! Halim ismini dedesi koymuş. Kulağına ilk ezanı ben okudum yavrum. Hilm sahibi olmalı insanoğlu, hilm sahibi olanın ilim sahibi olması da kolay olur. Halim değil de Levent olsaydı ya da Hakan, İskender gibi kudretli bir isim… Benim aslan torunum abokat olacak, hakkı müdafaa edecek. Abokat değil, dede avukat. Olsun oğlum, aynı şey; adı değişse de işi değişmez. Hem bizi hoş gör artık! Müdafi diyorduk biz eskiden. Sonradan bu abokatlık çıktı. Müddeiumumilik de vardı bizim zamanımızda! O da mı kalktı şimdilerde! Öyle oldu dede, hem de çok uzun zaman oldu, şimdi savcılar var. Biz de bildiğiniz gibiyiz başsavcım. Aslında bilmiyor olabilirsiniz sayın başsavcım. Çok sıkılıyoruz Boğazlıyan’da. Bir an önce tayin istiyoruz. Fatma, çocukları özel okula göndermek istiyor. Kendisi de alışveriş merkezleri, büyük sinema salonları, kuaförleri olan bir yere taşınmak istiyor. Bursa hiç olmaz sayın başsavcım, orada kızkardeşim var. Fatma, görümcesini oldum olası sevmez. Aile ilişkilerine ben pek karışmam sayın başsavcım. Ama Eskişehir olabilir belki. Ne de olsa annesi-babası oradalar. Çocuklar iyiler başsavcım. Ellerinizden öper, küçük de okula başladı bu yıl. O kadar büyüdü mü Halimciğim! Bak yahu kerataya! Büyüdü tabii sayın başsavcım yalnız küçük oğluma ‘kerata’ demeniz pek yakışık almadı doğrusu! Ben sizin oğlunuza ‘kerata’ desem hoşunuza gitmez elbette! Ama siz başsavcı olduğunuz için rahatça konuşabiliyorsunuz. Evet, çocuklar hızlı büyüyorlar başsavcım. Sorma Halimciğim, çok haklısın, gerçekten de yetişemiyoruz gençlerin hızına. Sizi bilmem ama ben daha gencim sayın başsavcım. Nitekim geçen hafta Sevimciğim de söylemişti genç olduğumu.

Halimciğim, ben seni şunun için aradım! Konuşmamız çok samimi ilerliyordu sayın başsavcım, neredeyse beni hatırladığınızı düşünecektim. Buyurun başsavcım! Sende bir soruşturma var şimdi galiba. Yeni başlatmışsın. Hangisi başsavcım? Birkaç tane vardı, hemen hatırlayamadım, kusuruma bakmayın! Aslında ben bir sürü soruşturma başlatıyorum sayın başsavcım. Büyük bir mücadele veriyorum bu ilçede. Boğazlıyan’da cumhuriyetin savcısı olduğumu kanıtlamak için elimden geleni yapıyorum. Haklısın Halimciğim, sen de çok çalışıyorsun. Evet, sayın başsavcım en çok soruşturmayı ben başlatıyorum, lütfen görün artık. Başka arkadaşlar da yoğun olabilirler ama içlerinde en çok ben çalışıyorum. Neredeyse beşinci yıl bitiyor. Hâlâ Boğazlıyan’dayım. Çekerek’teki arkadaş İzmir’e gideli iki yıl oldu ama siz benim tayin konusunu nedense hiç hatırlamıyorsunuz sayın başsavcım. Biri, önceki yıl düzenlenen adalet sarayı çalışanları kaynaşma pikniğinde, biri de bu yıl, adlî yıl açılış töreninde olmak üzere iki defa durumumu anlatmıştım size. Siz de bütün samimiyetinizle ilgileneceğini söylemiştiniz. Salı ya da çarşamba günü talimat vermişsin galiba. A, evet sayın başsavcım. Arkadaşlar talimatım doğrultusunda salı günü bir gözaltı yapmışlardı. Benim talimatımla yaptılar. Talimatı ben verdim, soruşturmayı ben başlattım sayın başsavcım. Başkası değil. Tamamdır Halimciğim, sorgusunu yaptın mı peki şahsın? Tabii ki ben yapmadım. Ben söylerim, başkaları yapar. Her şahsın sorgusunu cumhuriyet savcısı neden yapsın! Çok önemli bir şahıs olsaydı ben sorgulardım elbette. Emniyetteki arkadaşlar ifadeyi almışlardı başsavcım. Gözaltı süresi bugün bitiyor. Sen gördün mü ifadeyi Halimciğim? Evet başsavcım, okudum. Halimciğim, başkan bey bu konuda çok hassas biliyorsun. Herhangi bir zafiyet göstermemiz doğru olmaz. Sen de titiz bir arkadaşımızsın. Gerekeni yapacağından şüphem yok. Çok titizimdir sayın başsavcım. Evde, çoraplarımı koyacağım yeri bilirim, salonda meyve yedikten sonra tabağımı mutfağa götürürüm. Karım Fatma zaman zaman bana kızıyor ama titiz olmadığım için değil, inanın bazen unutuyorum. Sevimciğime de sorabilirsiniz. Masamın üzeri her zaman düzenlidir. Halimciğim, sanık galiba yasa dışı örgütte, üst düzeyde propaganda görevleri de üstlenmiş. Evet, başsavcım tanık beyanları var. Soruşturmayı da beyanlar doğrultusunda başlatmıştım. Daha önce aldığımız dört kişi, şüpheli hakkında ifade vermişti. Çevredeki kadınlara sohbet veriyor ve Kur’an öğretiyormuş. Ben şüpheli şahıslardan asla isimleriyle söz etmem sayın başsavcım. Onları önemsediğimiz düşünülebilir. Hem herhangi bir şahıs hem de şüpheli. Kimlik bilgileri tutanaklarda zaten yazıyor. Çok merak eden oradan öğrenebilir. Şüphelilerin isimlerini söylersek samimiyet kurma tehlikesi de ortaya çıkar sonra. Üstelik yaşça büyük bir şüpheliye sözgelimi Ahmet Bey ya da Ayla Hanım dersek onlara saygı duyduğumuzu bile sanabilirler. Tamamdır Halimciğim, sen konuya hâkimsin gördüğüm kadarıyla. Hayır başsavcım, ben hâkim değilim, savcıyım ama söylediğiniz gibi konuya hâkimim. Büyük bir şehre tayin istemem de hiç sebepsiz değil gördüğünüz gibi. Sizi tanımasam neredeyse beni atlattığınızı düşüneceğim. Ama böyle düşünmüyorum çünkü üniversite birinci sınıftayken öğrenci yurdunda bir yer ayarlamıştınız. Birlikte başvurduğumuz iki arkadaşa da aynı katta, aynı hafta oda vermişlerdi ama bu durum bence sadece bir rastlantıdan ibaretti. Başsavcım, yalnız bir durum daha var. Avukatı, şahsın sağlık durumuyla ilgili iki rapor sundu. Kronik astım ve ileri düzeyde bel fıtığı varmış şahısta. Raporu devlet hastanesinden almışlar. Bir de yaşını ileri sürüyor, adlî tıp talepleri var. Halimciğim, sen hiç kaygılanma. Hastaysa sohbeti nasıl veriyormuş? Aklı sıra cezadan kurtulacak. Altmış yaşındaki kadının ne işi olur sohbette, ziyafette! Bak ben sana tüyoyu da verdim. Şahsın cezadan kurtulmaya yönelik eylemleri, beyanları der geçersin. Anlaşıldı başsavcım. Ben evrakı inceleyip gerekeni yaparım. Aman dikkat Halimciğim, bu soruşturmalar çok önemli, başkan bey de hassas davranıyor, aman bir yanlışlık olmasın! Ben hiç yanlışlık yapmam sayın başsavcım, her zaman çok dikkatli davranırım. Biliyorsunuz hem tayin bekliyorum hem de yanlışlık yaparsam Sevimciğim görür. Halimciğim bugün cuma biliyorsun, sen yazıyı öğleden sonra gönderirsin. Nöbetçi mahkemede bizim Cahit olacak. O da biliyor konuyu. Tabii ki başsavcım, gerekeni yaparım. Halimciğim, keşke her arkadaş senin kadar hızlı anlayabilse bu konuları. Sağ olasın, öpüyorum seni. Haydi, hoşça kal! Ben çok hızlı anlarım sayın başsavcım. Umarım siz de beni aynı hızla anlayabilirsiniz. Yalnız böyle birden öpmeniz çok hoş olmadı. Tıknaz ve kel bir başsavcı tarafından ıslak ıslak öpülmeyi hiç istemem doğrusu.

Telefon kapandı. Geriye yaslandığında göbeği masanın kenarına dokundu. Kış mevsiminde kilo almak kolaylaşıyor çünkü soğuktan korunmak için yağ depoluyor bedenimiz. Belediye başkanıyla, emniyet müdürüyle yediğimiz testi kebaplarının belirgin bir etkisi olmamalı. Yemeklerde daha çok kırmızı et tüketiyoruz çünkü, protein kaynağı; karbonhidrat ya da şeker değil!

Cep telefonuyla dişlerinin fotoğrafını çekti. Susam kırıntısı görünmüyor.

Bilgisayara döndü. Ulusal yargı sistemine giriş yaptı. Ekranına düşen ifadeye göz gezdirdi.

Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine,

Cumhuriyet savcılığımızca, elbet bir gün ben de başsavcı olurum, o zaman cumhuriyet başsavcılığımızca diye yazdırırım üst yazıları, ben yazmam, Sevimciğim de yazmaz, çünkü başsavcı olunca birçok zabıt kâtibi olur çevremde, onlar yazarlar, yürütülmekte olan adlî soruşturmaya esas olmak üzere aşağıda açık kimlik bilgileri yazılı şüpheli, mevcutlu olarak gönderilmiş olup şüphelinin ikametgâh adresinde yapılan aramada suç delili olarak çok sayıda Türkçe ve Arapça dua kitapları, ilaveten başka örgütsel yayınlar bulunduğu, bu yaşta sakıncalı neşriyatla ne işin olur be kadın, otur evinde duanı et, tesbihini çek; başka bir niyetin var ki evine çağırıyorsun mahallenin kadınlarını, kapı kapı dolaşıyorsun, biz de yaz tatillerinde hocaya, camiye gittik ama kimsenin işine karışmadık; tanık beyanlarının çokluğu, şahsın ve müdafiinin sağlık sorunları ile ilgili beyanlarının tamamen cezadan kurtulma saikine dayandığı göz önüne alındığında şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak ceza muhakemeleri kanununun ilgili maddeleri uyarınca tutuklamaya karar verilmesi kamu adına talep olunur. Dikkat et Cahit Bey kardeşim, pardon sayın hâkim, kamu adına talep ediyorum, kendim için değil. Önce sayın başsavcım, belediye başkanı, sonra Sevimciğim, ben, biz yani hepimiz çok istiyoruz. Lütfen bu ısrarlı talebimizi göz ardı etmeyin!

Saat ilerlemiş, on ikiye yaklaşıyor.

Kalemi aradı, Sevim Hanım bir bakabilir misiniz? Hemen geliyorum savcım. Sevim gelmeden ayağa kalkıp ceketi giymeli. Kilo aldığımı fark etmese iyi olur. Sevim yine kapıyı çalmadan giriyor üstelik dalgalı saçları da merakını hiç gizlemiyor. Bir durum mu var savcım? Başsavcı bey neden aramış? Önemli bir konu değil Sevim Hanım. Arada bir arar, hatır sorar. Biliyorsun, Mustafa Bey eski dosttur. Üniversiteden beri tanışırız. Ben seni salı günü başlattığım soruşturma için yordum. Kusura bakma, zahmet oldu sana da! Emniyette şahsın ifadesini almışlar. Ben ifadeyi gördüm, şimdi müzekkereyi yazdım. Cahit Bey nöbetçi bugün. Sen mesai bitimine doğru sevk evrakını gönderirsin. Tamamdır savcım, siz hiç merak etmeyin.

Sevim Hanım, ben şimdi Cuma namazına çıkıyorum. Bak Sevimciğim, görüyorsun cuma namazlarını kaçırmıyorum. Belediye başkanı da kaçırmıyor. Camide görüyorum onu, o da beni görüyor tabii. Tekrar dönmeyecek misiniz savcım? Zor görünüyor Sevim Hanım. Başkan bey uzun zamandan beri yemeğe davet ediyordu. Bu hafta çok ısrar etti. Kırılmasın! Acil bir durum olursa beni ararsın! Tamamdır sayın savcım, iyi tatiller. Sana da iyi tatiller Sevim Hanım.

Halim, hızlı adımlarla merdivenlerden inerken söylendi: “Şu işe bak yahu, üç yıldır söylüyoruz, cumhuriyetin savcısına bir koruma polisi bile tahsis etmediler.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.