Hasan Çağlayan

Ehline Verilen Anahtar

Okuma süresi: < 1 dakika

Asırlar önce, Mekke, Kusay bin Kilâb’ı lider seçti. Kusay, Kâbe’yi yeni baştan inşa etti. Damını dûm ağacı ve hurma dallarıyla örttü. Kureyş’i etrafına yerleştirdi. Her aileye bir vazife verdi. Yeni bir nizam gördü “şehirlerin annesi.”

İşte, bu görevlerden biri de Hicâbe idi. Kâbe’nin bakımıydı bu; saygın bir vazifeydi. Mekke fethedildiği gün, Allah’ın “Aziz Elçi”si, anahtarı istedi. Emanetin sahibi Osman Bin Talha geldi. “Ümmü’l büyut”un kapısı açıldı. Putlar yüzükoyun devrildi. İçi zemzemle temizlendi. İşte o an, orada bir ayet indi. “Emanet, ehline verilmeliydi.” Bekleyen nice layık kimse olsa da.

O, “Put Kıran” Resûl, Osman Bin Talha’yı ve Şeybe bin Osman’ı çağırdı yanına. Ayeti okudu sonra. Anahtarı teslim etti. Emanet, kıyamete dek ehline verilmişti. “Allah’ın Habîbi,” önceden yaşadıkları bir anı ve konuşmayı hatırlattı İbn-i Talha’ya. “O gün, yani fetih gelince, Kureyşin şerefi yükselir.” demişti. Yükseldi. Buna herkes şahitti.

İlginçtir, Kusay’dan beri on beş asır geçti. O günden bugüne, bugünden yarına aynı soy, yani “Eşşeybî” ailesi bu kutlu vazifeyi şerefle sürdürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha *