Acı

Okuma süresi: 2 dakika

Öyle gergindi ki ortam, suratlar kaskatı kesilmişti. Kaşlar çatık, soluklar kesik kesikti. Gözler küçük bir gülümsemeye hasret, gerginliğin o sevimsiz atmosferine soğukça eşlik ediyordu. Herkes bakıyor lakin kimse görmüyordu. Herkes konuşuyor fakat kimse duymuyordu. Öyle ya, bir kere yükselmişti sesler. Ve birbirini yavaşça itmişti kalpler. Anlamaya değil anlatmaya odaklanmıştı zihinler.

İnsanlar meramını anlatamamanın huzursuzluğuyla her geçen dakika seslerini daha çok yükseltiyordu. Herkes kendince haklıydı fakat karşısındakine bu konuda hak vermiyordu. “Tüm çileyi ben çektim” mesajlı cümleler havada uçuşuyordu. Gönüller birbirinden uzaklaşmış, kulaklar birbirini duymaz olmuştu. Anlaşamadıkça soğuyordu hava. Anlaşamadıkça çözüm daha da uzaklaşıyordu. Kimse fark etmiyordu. Biri hariç..

Gözlerini umutsuzca kırpıştıran sekiz yaşında bir kız çocuğu. Kalabalığın içinde oturuyor öylece. Dizlerini karnına çekmiş, olan biteni izliyor. Dakikalar geçtikçe duyguları uyum sağlıyor ortama, hissizleşiyor. İnsanların neden bağırdıklarını kestiremiyor. Neden böyle yabancı olduklarını da.. 

Hâlbuki bir saat öncesine kadar şen kahkahalar yükseliyordu bu salondan. Gözler mutluluğa eşlik ediyordu. Gören her daim böyle olduklarını zannederdi. Hiç keder uğramamış gibiydi buraya. 

Sonra bir anda gülümsemeler durdu. Çehreler aniden ciddileşti. Mutluluk çıktı salondan, hava bir anda buz kesti. Önceleri normal çıkan sesler birden yükselmeye başladı. Kimse anlamadı nasıl olduğunu. Konu küçük kız çocuğuydu lakin onu gören yoktu. Onun da duyduğunu onun da konuştuğunu dahası onun da hissettiğini unuttu herkes. O küçük bedenin neler gördüğünü unuttu. Şimdi bu yaşından oldukça büyük duruşu yaşadıklarındandı ne de olsa. Kimse hatırlamadı.. Bir tek küçük kızın gözünde canlandı herşey. Yeniden… 

Bir yıl öncesiydi. Hatırladığı anın ne öncesi vardı ne sonrası. Sanki yalnızca o anı yaşamış ve bitmişti her şey. Duvarın köşesine sinmiş, olanları izliyordu. Elleri arkasında kalmış kıpırdatamıyordu. Kaskatı kesilmişti. Gördükleri ne o güne kadar izlediği çizgi filmlerde vardı ne de ona okunan masallarda. Bambaşka bir şeydi. 

Yerde yatan da canıydı, onun üstünde olan da. Bağırmaktan sesi çıkmaz olmuştu yerde yatanın. Hali mecali kalmamıştı. O debelendikçe üstündeki daha çok öfkeleniyordu. Öfkelendikçe şiddetini arttırıyordu. Yerde yatan bir hamle daha yapıyor, kurtulmak için çabalıyordu. Lakin ne mümkün.. Gözleri duvar köşesindeki can parçasına kilitlenmişti. O korktukça yerde yatan daha çok acı çekiyordu. Ah görmeseydi ne olurdu. Kendisi çekseydi de o bilmeseydi. Olmadı.. 

Sonra bir anda masaya doğru hamle yaptı üstte olan. Çekip aldı bir şeyi. Gözü dönmüştü. Anlık oldu her şey. Hiç düşünmedi. Kolu inip inip kalkıyordu altında yatana doğru. İndikçe ellerinin rengi değişiyor, indikçe kolu daha da kuvvetleniyordu. Bir daha bir daha ve bir çok defa daha… 

Küçük kız çakılı kaldı olduğu yere. Hissizleşti.. Tıpkı bu akşam olduğu gibi..

Sonrası koca bir boşluk. Tedavi adı altında geçen bir yıl.. Unutturulmaya çalışılan bir sahne. Yitirilen iki can. Biri toprak altında biri parmaklıklar ardında. Ortada kalan küçük can parçası.. 

Şimdi onu konuşuyor herkes. İçerde olanı görmeli mi onu tartışıyor. Herkes unutuyor bir sene önce olanları. Lakin küçük kız unutmuyor….

6 thoughts on “Acı

  • Nisan 16, 2019 tarihinde, saat 13:14
    Permalink

    Kucuk bir kalbin neler hissettigini anlamak zor gercekten belkide hic dusunmuyoruz neler hissettiklerini…
    Bu yazi kucuk kalplerin de aciyi hissettiklerini anlatmak icin onlarinda yasadiklarini anlamak icin cok guzel bir yazi olmus emeginize saglik

    Yanıtla
  • Nisan 16, 2019 tarihinde, saat 13:15
    Permalink

    Çok güzel bir yazı olmuş .

    Yanıtla
  • Nisan 19, 2019 tarihinde, saat 20:23
    Permalink

    Görmek, tatmak, duymak, dokunmak, koklamak mıdır sadece his duyguları? Yazar bunların dışında çocuğun gözünden en önemli hislerden biri olan acıya parmak basmış. Ya diğer hisler?

    Yanıtla
  • Nisan 20, 2019 tarihinde, saat 21:49
    Permalink

    Bir çocuğun duygularına tercüman olmuş, biz büyükler bazen bilmiyoruz, duymuyoruz, görmüyoruz maalesef .

    Yanıtla
  • Nisan 23, 2019 tarihinde, saat 21:48
    Permalink

    Aile ici sitdetten en cok kucuk canlarin etkilendiğini ne guzelde anlatmissiniz tesekkurler Olanlar hep o kucuk canlara oluyor babasiz yada annesiz büyümeyi onalri yakindan takip eden yada onlarla yaşayan bilir bir arkadaşım anlatmisti yaninda bi yetim varmis kendi cocugu baba diye seslenince o yetim icliicli bakarmis sırf o uzulmsin diye oğlum diye cevap veremezmis üzüldüm hemde cok .Eline yüreğine saglik acittin….

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit exceeded. Please complete the captcha once again.