Kendi Olabilmek

Okuma süresi: 2 dakika

İnsanın her zaman kendisi olması sanılandan daha zahmetli ve risklidir. Fakat tüm bunlardan önce insanın ‘kendi’ dediği varlığını tanıması lüzumludur. İnsanın kendini ne kadar tanıdığı, tanıyabildiği tartışmalı bir durumdur. Bunda tanıma dediğimiz olayın insanın son nefesine kadar devam eden süreç olmasının etkisini göz ardı edemeyiz. Yine de insanın aklıyla, duyularıyla kendini tanıması imkân dâhilindedir.

Kendini tanıma yollarının en başta geleni şüphesiz ki insanın kendi hakkında düşünmesidir. Hızın da ultra hız kazandığı bir çağda kendi hakkında düşünmek lüks bir eylem gibi görünebilir ama bu, onun gerekliliğinden bir şey eksiltmez. Düşünme eylemi için eski çağ filozofları gibi münzevi bir hayata da izin vermez üstelik bu çağ. O zaman, zamanın bereketlenmesini dileyerek küçük anların içine sığınmalıdır hız çağının insanları. En basitinden, sabah yüzümüzü yıkarken aynaya düşen suretimiz üzerinden yola çıkabiliriz.

İnsanın aynaya bakınca gördüğü hep aynı yüzdür.  Dışımız (pek) değişmez görünse de aslında her gün her saniye değişen bir yapıdadır. En basit şekliyle düşünüldüğünde bile, bir saat önceki vücudumuzla bir saat sonraki vücudumuz arasındaki biyolojik/kimyasal farklılıkları ölçmek bilim adamları için bile çok karmaşık ilişkiler ağıdır ve gen haritamız kadar olmasa da epey farklılık gösterir. Dışımız böyle durağan bir değişmezlik halinde görülmesine rağmen biraz yakından bakılsa geçen ayların yılların bize hediye ettiği değişiklikleri görmek/incelemek mümkündür aslında.

Kendimden pay çıkarırsam geçen seneki benle bu seneki ben aynı değilim. Hem ruhen hem bedenen. İki üç senedir yaşadığım ağır travmaların beni ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyorum yüzüme bakınca. Bir de çok dikkatli dostların veya dostluğa yaklaşan kişilerin söylediği ‘koyulaşan hüznün’ gözlerimi doldurmuş olmasından belli. Hüzün neredeyse hep vardı. Küçük bir çocukken evimizin arka bahçesindeki kuyularda aradığım şeydi; belki adı hüzün değildi, sadece şeydi. Dostlar adını koydu, rakik kalpler. Böyle küçük değişiklikler birike birike ‘kendimiz’ oluyoruz.

Görülebilen küçük, aslında birikince bizi oluşturacak büyük resmin parçaları, ayrıntıların yanında önemli diyeceğimiz şeyler ruhumuzda meydana gelmektedir. Ruhumuz, kendini bulma/gerçekleştirme ihtiyacındadır, hatta bu ihtiyaçla kıvranmaktadır bana göre. Hayatın tek bir hakikati olmadığını bildiği halde kendine iyi gelen, kendine kendini iyi hissettiren düşünceyi, eylemi bulmak için kendini epey cenderelerden geçirmektedir. Amaç kendi olabilmekse, kendisine yakıştırdığı, doğru olan şey neyse onun bulmaksa cendereden geçmek zorundadır. Hakikatini arayan kendini arayan, kendi olmak isteyen kişilerin göze alması gereken bir nevi çiledir bu.

Kendin olacaksın, ne pahasına olursa olsun, kendin olmak istiyorsun göze alman gereken şeyler tahmininden daha da ağır olmasına rağmen, gerçekten istiyorsan zorlu yollardan geçirecektir hayat seni. Hem kendin olduğun hayat sana öyle süslü püslü tabaklarda servis yapmaz,  yapamaz. Çünkü hayat kolaycı, bir mirasyedi gibi pervasızca savrulan şeylerin acısını çıkarmada oldukça maharetlidir. Tabi şu ön şartı da belirtmeden geçmeyelim. Bu durum kendi olmak kendini bulmak isteyen insanlar için geçerli. Yoksa eylemlerini veya karşılaştığı eylemleri sorgulamayan için ‘dünya hali’ tabirinin içine sığıştırılıp üstüne de yaldızlı boyalar sürülebilir pekâlâ. Yaşasın böyle dünya cümbüşü.

Kendini tanıyabilmenin en iyi yollarından biri galiba insanın zorluklar anında takındığı tavırlarda gizlidir.  Bu engellerin bize söyledikleri karşısında aldığımız tutumlar hem kendimiz tarafından hem başkaları tarafından bize uygun görülen sıfatlarla kendimizi biraz daha tanımış oluruz. Ben yine de tanıma ve olma işinin hayatın bizi karşılaştırdığı olaylarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Çok müşfik veya adaletli görünen kişinin, çok büyük adaletsizlikler karşısında susmasında ya da ‘Ne hali varsa görsün!’ cümlesinin merhametsizliğinden içindeki vahşi insanın fışkırmasından da anlayabiliriz insan doğasının çelişkilerini ve kendiyle zıt düşen yönünü. Kuşkusuz kendini tanımak şaşırtıcı, sarsıcı, zor ve değişken bir yapı.

13 thoughts on “Kendi Olabilmek

  • Mart 30, 2019 tarihinde, saat 17:08
    Permalink

    Dogru Meryem Hanım, kendi olmak zor. Ama bu mücadele değil midir hayatı çekilir kılan.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir