Şol Yel Esip Geçmiş Gibi

Ömür de güneş gibidir; döner, dolaşır, ufka doğru eğilir… Doğumu şiirseldir, sevinç getirir; batımı hüzünle iç içedir. Doğumlar sevinçlidir; çünkü aydınlık getirir. Batımlar hüzünlüdür, geceye çıkar. Necâtigil’in tabiriyle bir “kısa çizgi”dir hayat, doğum ve ölüm tarihleri arasında.

Çocukluk, o, kabına sığmaz, o, sormaktan ve devinmekten usanmaz çağ, Necip Fazıl’ın deyişiyle, ‘günlerin asır’ olduğu kristal zaman. O da geçer. Büyüyelim isteriz bir an evvel. Özendiğimiz giysileri giyelim, uzak diyarları gezelim deriz, büyür ve gezeriz. Öyle ki, gelecek zaman, Buzzati’nin Tatar Çölü’nde dediği gibi, “Upuzun bir dönem, harcamakla bitmeyecek bir servet gibi görünür.” Yorulma bilmez, kahkahaları eksilmez zamanlardır. Upuzun bir nisandır, bitsin istenmez.

Hedeflerimiz, hayallerimiz vardır. Bitmez bir gayretle, coşkulu, coşkusuz, o güzel hedeflere çalışılır. Ulaşılır da. Okumak denilmiştir, okunur. Ev bark denilmiştir, kurulur. İşti, eşti, çoluk çocuktu… Akar gider zaman. Telaşın debisi bir hayli yükselmiştir.Yazları, memlekete gidilip dönülür. Geride kalanlar yıl yıl değişir. Yalnız onlar mı, hayır, roller de öyle. Kendisi koca bir gölge olan büyüklerimiz, bizim gölgemize doğru gelmektedir. Hayatın kırılma noktasıdır bu, farkına varıldığı kadar sarsıntı verir ancak.

Alan değil, veren el olma zamanıdır. Sorumluluklarımız, saçlarımıza tek tek yıldızlar kondurmaktadır. Çocuklar nasıl da büyüyor, gençler nasıl da soluyor, sanki bizim dışımızdaki her şey yaşlanıyordur. Böyledir bu, tâ ki, bizim de geçmekte olduğumuzu fark edene dek.

Uzun yürüyüşler zorlaşır artık. Sakinlik, dinginlik, aranan metâdır. Dostlar, arkadaşlar çekilirler kendi evrenine. Herkes kendi dertlerinin mahkûmiyetini yaşamaktadır. Memleket ya da içine hatıralarımızı kattığımız yerler git git yabancılaşır. Yemyeşil kırlar, meyveli bahçeler binalarla dolar taşar habire. “Vitrindeki Fotoğraflar” her geçen gün gençleşmektedir gözümüzde.

“Delikanlılık çağımızdaki cevher, gözyaşımıza bakmadan gitmiş”, yaşımız, ömrün kemâl çağına ulaşmıştır. Kendimize kattığımız her şey kâr olurken, yeni şeyler katmak zorlaşmıştır. Zamanın acıtıcılığı, çevremizde dağ vâri duran büyüklerin vedâsı, hüznümüzü çoğaltır. Uzak sandığımız günlerdir gelen. Nasihatler daha bir anlaşılır olmuştur. Yanımızda yöremizde çınar misali duran  sevdiklerimiz kazançtır, yaşıyorlarsa şayet.

Zaman, bir güneş gibi döner, dolaşır, ufka doğru eğilir… Çocukları evlenip giden ya da okuyup gurbeti seçen anne babalar birbirine yaslanır. Artık, telefon beklemek, tatil zamanlarında evlat, torun gözlemek vardır. Gün gün yalnızlık korkusu çalmaktadır kapıyı. “Ne yanar kimse bana âteşi dilden özge/ Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı” mısraları her eve biraz uğramaktadır.

“İki kapılı handa” yolculuk eskimiş, yıllar, “Şol yel esip geçmiş gibi” geride kalmıştır. Akan sulardır günler, geriye dönmez; dökülen yapraklardır bir daha yeşermez. Lâkin güzel ömür sürenler için yepyeni bir bahar müjdesi saklıdır. Uğramaz sanılan hakikat her fâniye gelir çatar bir gün. Zâten “Bir gölgelik” olan ömür, şair bakışıyla, “bir kuş gibi usulca girilen dünyadan bir ağaç sökülür gibi” çıkmaktır.

3 thoughts on “Şol Yel Esip Geçmiş Gibi

  • Mart 5, 2019 tarihinde, saat 18:46
    Permalink

    Buzzati’nin Tatar Çölü’nde, yazarının öyle bir niyeti ve üslûbu olmadığı halde, insanı yer yer ağıda sürükleyen geçicilik anları bu yazıda da kendini gösteriyor.

    Yanıtla
  • Mart 8, 2019 tarihinde, saat 17:15
    Permalink

    Ruhun şad olsun Yunus Emre💐

    Yanıtla
  • Mart 31, 2019 tarihinde, saat 14:25
    Permalink

    Ömür güneş ve şiir… hay Allah… ne dedin yahu… doğumda şiir var da ölümde yok mu? hayatın iki yakası yok mu? Şiirin kafiyesi eksik oldu üstadım… bu yazı biraz daha mı tefekkür içerseydi ne? İçer miydi bilmem ama içer se y di sadece… biraz da bediüzzaman garipliği mı olsaydı ihtiyarlar risalesi kıvamına yakın duran bir gölgelikte? Ömür de güneş gibidir… ilginç bir benzetme… ama güneş saatin büyük milidir… arz milinde biziz… güneş doğar büyür ölür olur mu ki…
    vesselam

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir