Lale, Allah, Hilal
İnce zarif bir çiçek. Bugün bostan patlıcanı gibi laleler görseniz de inanmayın. Gerçek lale, daha doğru tabiriyle Osmanlı lalesi, zarif bir çiçektir. Gülün rakibidir. Padişah saraylarının, köşklerin, konakların değişmeyen çiçeğidir. Tabi sadece şekil değildir bu sevginin sebebi. Lalenin Arap harfleriyle yazılışında kullanılan harflerle Allah ve hilal kelimelerinin yazılması da bunda etkili olmuştur sanıyorum.
Özellikle Osmanlı döneminde her yerde karşımıza çık- mış sevgili lale… Çinide, kitabelerde, halıda, kumaşta… hatta kitapların kapaklarında, tezhipte…Hilali andıran ince yaprak uçlarıyla…
Lale hastalığı, tulipomanie, denilen bir hastalık bile ortaya çıkmış. Lale, altın kadar değerli olmuş bir zamanlar. Lale pazarları kurulmuş. Lale soğanları satılmış. Yeni lale türleri elde etmek için insanlar birbiriyle yarışmış. Niçin? Kokusu az, şekli güzel anlamı daha da güzel lale için. Hatta efsanevi siyah lale için binlerce deney yapılmış.
Eskiden İstanbul’a gelen seyyahlar lale, nergis, sümbül tarlalarını görünce bayılacak gibi olurlarmış. İçkiden sarhoş olmaya alışkın seyyahlar, çiçek tarlarının kokusunu duyunca akılları başlarından gidermiş.
Şimdi de nisan ayında yolunuz İstanbul’a düşerse Lale Festivali zamanında Emirgân’a, Florya’ya gidin. Lalelerden yapılan resimleri görünce sakın bayılmayın, sizi ayıltacak birini de bulamayabilirsiniz.

