Diyarbakırlı Ramazan Hoca’ya Kitabe-i Seng-i Mezar

Okuma süresi: 2 dakika

Orhan Veli’nin başını çektiği Garip Akımı, 1940’ların başında ortaya çıkmış ve Türk Şiirinde âdeta bir devrime imza atmıştır. Bu akımla birlikte halkın içinden çıkan sıradan bir insan, sokakta konuşulan canlı bir dille şiirin öznesi olabilecektir.

Orhan Veli’nin kaleme aldığı Kitabe-i Seng-i Mezar şiiri bu akımın tipik özelliklerini en iyi yansıtan eserlerden biridir. Şair bu şiirinde Bir akşam uyudu;/ Uyanmayıverdi.» diyerek kendi halinde yaşayıp giden halkın içinden çıkan sıradan bir adamın, Süleyman Efendi’nin, ölümünü konu edinir. O güne kadar adı Süleyman olan bir kimsenin şiire konu olabilmesi için ya padişah olması gerekirdi ya vezir ya da peygamber. Nitekim  16. yüzyılın büyük şairlerinden Bâkî, Kanuni Sultan Süleyman vefat ettiğinde, onun nâmını ve şânını cihana duyurmak için ‘Kanuni Mersiyesi’ olarak ünlenen şiirini kaleme almıştı. Şiirin başına da hükümdarın şânına yakışan bir ibareyi eklemeyi ihmal etmemişti:  Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân.

Orhan Veli; bu şiirinde Klasik Türk Şiiri geleneklerini bir kenara bırakarak sokakta, pazarda her an görebileceğimiz elleri nasırlı bir işçinin ölümünü ele almış. Şiirin içeriğindeki sade ve yaşayan Türkçe’ye karşın, başlıkta tıpkı divan şairlerine has bir üsluba bürünerek tumturaklı bir Osmanlıca ibarereyi vurgulamış: Kitabe-i Seng-i Mezar  (Mezar Taşı yazıtı). Bu ironik yaklaşımla Divan Şiirini eleştirmiştir.

 Ve Süleyman Efendi ölmüştür işte:

Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,

Ne matarasında dudaklarının izi;

Öyle bir ruzigar ki,

Kendi gitti,

İsmi bile kalmadı yadigâr.” (Şiirin Tamamını okumak için: Kitabe-i Seng-i Mezar | Şiirce (siir.me)

Orhan Veli ile birlikte, Garip Akımı’nın öncüsü olan üç genç şair; kısa bir zamanda içerik, biçim ve dil açısından şiir alanında devrim niteliğinde büyük bir değişime imza atmışlardı.  

İki gündür sosyal medyayı çalkalayan Diyarbakırlı Ramazan Hoca’nın ölümüyle ilgili haberler, Garip Akımı’nın bu sessiz devrimini ve Süleyman Efendi’ye yazılan ölüm güzellemelerini hatırlattı bana.

Ramazan Hoca da tıpkı Orhan Veli’nin şiirinde yer verdiği Süleyman Efendi gibi İstanbul’un arka sokaklarında, pazarda, çay ocağında karşılaşabileceğiniz bir garipti. Adı hocaydı ama bir caminin en fazla bahçesinde duyabilirdiniz sesini. Ne camide kürsüsü, minberi, ne dergahta postu, minderi… Ne köşkler, yalılar, saraylar, konaklar gördü, ne de gökdelenlere adımını attı. Ne makama ne mevkiye göz kırptı. Yalnız daracık çay ocağında ahşap bir seccadesi, bir de elinde tesbihi… Son model otomobillerle, onlarca korumayla ve yüzlerce takipçinin el pençe divan durduğu kalabalıklar arasından tekebbürlü bakışlarla esip geçen postnişinlere inat o esnafa kendi eliyle çay dağıtmayı tercih etti. En nâdide kumaşlardan cübbe geçirmemişti sırtına. Ulaşma imkanı olduğu halde sosyal medyadan kazanabileceği parayı şüpheli bulduğu için tenezzül etmemişti. Hırpani kıyafetleri ile garip görüntüsünün altındaki bu yüce gönüllüğü insana “Harâbât ehlini hor görme Şâkir, / Defineye mâlik viraneler var.” dizelerini hatırlatıyor. Vefatının ardından bütün kesimlerden gelen bu övgüleri, bizim ‘insanın değerini ancak öldükten sonra anladığımız’ gerçeğine mi vermeliyiz? Yoksa halk, Garip Akımı’nın yerleşik şiir anlayışana yaptığı bir devrimi toplumsal hayatımızdaki yerleşik kalıplara karşı yapabilir mi gerçekten? Devleti değil, yöneticiyi değil, postu değil; bizatihi insanı, sokaktaki eli nasırlı emekçiyi, çaycıyı, hakikatı dile getiren yalnız ve garip bir hocayı önceleyen zihniyetin doğuşu için bir ümit ışığı olabilir mi bu Diyarbakırlı Ramazan Hoca’ya olan sahiplenme? Bunu zaman gösterecek elbet. Biz şimdilik klasik şiirimizin ustalarından Bâki’nin işaret ettiği bir gerçeği Ramazan Hoca için ödünç alalım:     

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.”Ruhun şâd olsun Ramazan Hoca! Rahmetle…

One thought on “Diyarbakırlı Ramazan Hoca’ya Kitabe-i Seng-i Mezar

  • Şubat 1, 2024 tarihinde, saat 17:53
    Permalink

    Mekânı cennet olsun onun. Bu yazı da sizin ona mersiyenizdir.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir